KARANLIKDERE

Wednesday, April 08, 2026

Bozburun Yarımadası



Karia Yolu'nun Datça bölümü sonrasındaki hedefimiz olan Bozburun Yarımadası rotasına, İstanbul’dan otobüsle yola çıkarak başladık. Akşam 20:30'da yola çıkıp ertesi sabah saat 6:30'da Marmaris Otogarına vardık. Pamukkale Turizm, beklediğimin aksine hiç de rahat olmayan bir yolculuk yaşattı yolculara. Bursa Otogarı sonrası İzmir'e kadar mola vermeyecek mi diye sorduğumuzda muavin, bu şekilde gitmeye alıştığını söyledi. Gerçekten de İzmir'e kadar durmadı otobüs. 


Sabah serinliğinde eşyaları yüklenip otogara ~1 km kadar uzaklıktaki çorbacıya neşe içinde yürüdük ve arka arkaya önce Muğla kebabı çorbası sonra da az kelle paça içerek güne başladık. Serhat'ın Google yorumlardan bulduğu bu yer hakikaten güzeldi. Çorbacıda, tesadüfen izleyeceğimiz rotaların bir kısmını Wikiloc uygulamasına yükleyen Barış Öztürk ile tanıştık. O da bizim sırt çantalarımız ve kıyafetlerimizden yürüyüşçü olduğumuzu tahmin ederek yanımıza gelmiş.


Yürüyüşümüz, minik bir aksilik ile başlıyor: Otogardan 9'da kalkacak MUTTAŞ Turgut Köyü minibüsü, aslında Hisarönü yakınlarından da geçiyor ama yolda inmemiz mümkün değilmiş: Bu hatlar paylaşılmış, son durak olarak nerede ineceksen oranın minibüsüne bineceksin! Küçük bir tartışmayı kazanıp şoförü, Hisarönü sapağında bizi indirmeye razı ediyoruz. İlk engel böylece aşılıyor. 


Bir çeyrek saat sonra minibüsten inip yürümeye başladığımızda saat neredeyse 10 olmak üzere. İlk durak bir bakkal ve ikişer litre su alıyoruz.


Meteoroloji, bu akşam için olağanüstü bir yağış ve 8 kuvvetinde fırtına tahmin ediyor. Yanımızda yeterli olduğunu düşündüğümüz yağmur eşyaları var. Yürüyüşün başında düşen iri damlalar, başımıza neler geleceğinin ilk işaretlerini veriyordu.


Kastabos antik kentine doğru kıvrılarak yükselen yol bir süre sonra geçilmesi zor ve zaman kaybettiren sık bir çalılık ile kesiliyor. İşaretleri zar zor seçiyoruz devrilmiş ağaçlar ve dikenli çalılar arasında. Bizi yağmur damlalarından çok yerdeki ve üzerimizdeki yapraklı dallar ıslatmaya başlıyor. Pançolar sayesinde üst tarafımız kuru gerçi ama pantolonlar ve ayakkabılar sırılsıklam.


Yaklaşık 7 km sonra Kastabos antik kentine ulaştığımızda birden bulutlar yükseliyor, Güneş çıkıyor ıslak kıyafetlerimiz kısmen de olsa kuruyor. Bu sevinçle yürüyüşe devam ederek Turgut Köyüne doğru ilerliyoruz. Yolda ufak bir öğlen yemeği molası ve kısa soluklanmalar dışında vakit kaybetmesek de köye varışımız akşamüstü saatlerine buluyor. Meteorolojinin haber verdiği olağanüstü yağış ve fırtınanın da eli kulağında.


Serhat rotaya telefondan bakıyor ama pek de yürüyüş yolu olamayacak diklikteki yamacı tırmanarak bir su deposunu ve pompasını geçerek toprak bir orman yoluna ulaşıyoruz. Köy aşağılarda kalmaya başlıyor. Yağmurun ilk işaretleri ile artık hızlıca karar verme zamanı. 


Yolun bir tarafında cılız çimenler var. Geri kalanı sert taşlı bir yüzey. Serhat'ın çadırı belki oraya da kurulur ama benim çadırın en az 4 noktadan kazıklarla gerdirilerek kurulması lazım ve o kazıkların taşlı zemine girmesi mümkün değil.


Sonuçta hızlanan yağmur ve giderek şiddetini arttıran rüzgara karşın ikimiz de aramızda 10-15 m mesafe bırakacak şekilde çadırları kurup içlerine giriyoruz. Şiddetli yağmur ve fırtınaya dayanmanın ötesinde; devrilebilecek ağaçlar, kopabilecek ağır dallar veya yakınımıza düşme ihtimali olan yıldırımlar asıl endişe kaynağımız. Bardaktan boşanırcasına yağan ilk sağanak devam ederken kafa lambası ışığında çadırın içinde baş tarafımda 1-2 santim derinliğinde bir su birikintisi görerek telaşlandım. Eğer hemen çabucak bir önlem almaz isem sabaha kadar kuru hiçbir yer kalmayacak. Aslında çadırım yağmura karşı dirençli. Dikiş yerleri sızdırmazlık bantlı, kumaşı nefes alabilen kaplamalı su geçirmez bir kumaş. Sorun, çadırın tabanının olmaması. Yan duvarlardan süzülen sular böylece altına girebiliyor. Acele ile çadırı çok hafifçe iç bükey bir bölgeye kurmuşum. Yapacak bir şey yok, çıkmalı ve hızlıca yerini değiştirmeliyim. 


Karanlıkta hızlıca pançoyu giyip çıkıyorum. Bir iki dakika gibi bir sürede çadırı ve içindekileri sağ tarafa doğru 3-4 metre kaydırıp kazıkları yeni yerlerine sokabildim. Kafa lambası ile baktığımda benim çimenlerin bir kısmında minik bir göl oluşmuş çoktan. Kalın bir sopanın ucu ile gölün kenarında olabildiğince derin bir kanal kazmaya çalışarak olur da göldeki suların, yeni yerime de ulaşmasını engellemeye çalıştım.


Tüm bu çabalar sırasında epey ıslandım tabii ki. Ayakkabıları çıkarmadan ve tulumu açmadan köpük matın üzerine şişme matı serdim; sabaha kadar tedirgin bir şekilde yağmur ve fırtınayı izledim.


Çadırın kumaşını geren yürüyüş batonu şiddetli fırtınada sağa sola sallanıyor aynı anda kalın bir hortumla sanki üzerimize basınçlı su püskürtüyor birileri! Bu olanların bir kısmının video görüntüsünü almayı başardım. Gözümü kırpmadan azıcık da üşüyerek geçen gecenin sabahında saat 7 gibi çadırdan çıktım. Yağmur durmuş en azından. Hava serin ama çok kötü değil. Ayakkabılarım ıslak ve çamur içinde. Yine de hasar çok fazla değil. Eşyalarımız kuru. Yürüyüşe devam edebiliriz.


Hedef Diagoras'ın anıt mezarı. Bu nadide eseri görmek için ilk gün yaşadığımız zorluklar maalesef yürüyüşe başladıktan 1 saat sonra indiren çok şiddetli yağmurla birlikte devam etti. Köyün içine zorlukla yine ıslak sık çalılıklar ve devrilmiş ağaçlarla kesilen belirsiz bir patikadan ulaştık. Bu sırada talihimiz aniden döndü: hava açtı, yağmur durdu, Muğla Ticaret Odası desteğiyle mezarın çevresinde düzenleme yapan kazı ekibi ile karşılaştık. Serhat, ekibin başındaki kişiyle o kadar iyi anlaştı ki, semaverde çay ve ufak tefek yiyecek ikramları sonrasında bizi 13 km ötedeki Selimiye'ye araç ile bırakmayı teklif ettiler. Normalde yürümeyi planladığımız bu yolu en fazla 15-20 dakikada alacağız. Dün geceki ıslak ve rahatsız kamp yorgunluğunu atıp, eşyalarımızı kurutmak için gece de pansiyonda kalmaya karar verdik.


Selimiye'ye varır varmaz Güneşli havayı fırsat bilip çantalardan ıslak eşyaları çıkarıp meydandaki bir uygun yere serdik. Eşyalar kururken ben de kalacak yer baktım. Henüz sezon açılmamış olmasına karşın, tam istediğimiz gibi uygun bir yer bulduk. Burada hem gücümüzü toplayacağız hem de eşyalarımızı tam kurutup temizleyeceğiz. Akşam yemeği ve kısa bir yürüyüş sonrası erkenden yattık. 


Cuma günü, uzun bir rota planı yaptık. Bir aksilik olmazsa Bozburun'u da geçip Söğüt'e kadar gitmeyi planlıyoruz. Kanıksamaya başladığımız üzere Selimiye çıkışında yağmur yine atıştırmaya başladı. Fakat bir taraftan biz de koşullara uyum sağlamaya başladık. Pançoları bir giyip bir çıkartıyoruz. Kırmızı beyaz şeritlerle gösterilen Karia rotası, enfes bir yoldan bizi Bozburun'a ulaştırıyor. Öğle yemeği zamanı. Kıyıdaki bir kahvede kaşarlı kavurmalı tost ile karnımızı bir güzel doyuruyoruz. 


Bozburun, yat turizminin merkezlerinden birisi. Bu civarda çok fazla fabrika ya da sanayi sitesi yok demeye kalmadan Söğüt'e gelmeden önce önümüze coğrafyaya hiç uymayan görünüşü ile devasa bir tersane çıkıyor. Tabii ki turizm işlerinden gayet güzel para kazanırken tersane ve marina gibi altyapı olmadan olmaz. Belki de çalışanlar ve aileleri hesaba katılsa on binlerce kişi ekmek yiyor bu sayede. Keşke bizi buraya çeken bu güzellikler; şehir hatları vapurlarıyla boy ölçüşen mega yatları, sintinesini bu sulara bırakan insafsızları veya çitlerin arasını bir kişinin bile geçemeyeceği kadar daraltan açgözlüleri buralara çekmese. Buralardan geçecek insanlara yürüyecek yol bırakmayan bu insanlar, acaba ne kadar mutlu olacaklar burada yaşamaktan? Bozburun Yarımadası’nda bir ev ya da arazi ne kadar yetecek mi bunun için? 


Söğüt'ün ilk mahallesini kıyıdan geçen işaretler, zaman zaman bizi suya girmek zorunda bırakacak kadar dışarı itmeye çalışan bahçe duvarları ve çitlerle itişe kakışa Cumhuriyet mahallesine ulaştırıyor. Bu uzun rota bizi yordu. Çadır kuracak çok uygun bir yer de görünmüyor. Bir pansiyon fiyatı soruyoruz ama pahalı çok. Ne yapsak diye düşünürken, yemek için oturduğumuz lokantanın hoşsohbet ve yardımsever garsonu imdadımıza yetişiyor. Daha makul ve bize uygun bir başka pansiyon daha varmış. Azıcık yürüyerek eşyalarımızı taşıyoruz, geri dönüp güzel bir akşam yemeği yiyoruz. Bugün, 550 metre tırmanışla 25 km yol yürüdük. Akşam yemeği sonrası zaman kaybetmeden yatıp ertesi güne hazırlık yapmalı. Sabah erken saatte kahvaltı etmeden yola koyulduk ve dördüncü sefer de yağmur bizi yola çıkışımızdan 1 saat sonra yakaladı. Bu sefer bir manzara seyir terası çatısı imdadımıza yetişiyor. Yağmur bir ara doluya çeviriyor ama sorun değil. Nasıl olsa bir süreliğine de olsa üstümüzde çatımız var. Fakat maalesef burası epey rüzgar da alıyor. Tereddütle de olsa yola koyuluyoruz. Yolda yine yağmur ama bu sefer radar görüntülerine bakarak oldukça isabetli olarak görebiliyoruz ne zaman ve ne şiddetle yağacağını. Keşke bunu daha önce akıl etseydik. 


Taşlıca, Bozburun Yarımadası’ndaki son mahalle. İki yıl önce su şebekesi ulaşmış buraya. Köy kahvesinde yine çay, tost ve atıştırmalar ile bir öğlen yemeği yerken bizi merak eden köyden biri yanımıza geliyor. Ratıp bey, gemilerde ve otellerde aşçılık yapmış. Kendi buluşu olan yemekler varmış. Uzun bir süre, fotoğraflarını da göstererek bize anlatıyor. Karides burger, havuç burger ve daha bir sürü şey. Kendisinden cevizli omlet tarifi de alıyoruz. Bizi Taşlıca'nın turizm ve Karia yolu yürüyüşü ile en ilgili kişisi olan Erol ile tanıştırıyor. Erol'dan çok değerli bilgiler alıyoruz. Bunları internet üzerinden öğrenmek mümkün değil. Erol bizi sonraki hedefimiz olan Asardibi'ne araç ile bırakmayı öneriyor ama araç hakkımızı kullandık ve radardan gördüğümüz kadarıyla gelecek yağmur çok şiddetli de değil. Taşlıca çıkışında Phoenix antik kentine ulaşan yola sapıyor işaretler. Kentin içinden, karayolundan iyice uzaklaşacak şekilde geçiyoruz. Serhat ile zaman zaman aramızdaki mesafe açılıyor. Islık çalarak ya da seslenerek her ikisi de olmazsa telefon ile iletişim kuruyoruz.


Serhat Asardibi'ni görmek konusunda kararlıydı; ben ise yola devam edip Serçe Limanı'na ulaşmak ve akşamki yağmuru orada karşılamak istiyordum. Sonunda orta yolu bulduk: Serhat sırt çantasını yanına almadan hızlıca gidip bir göz atacak, ben de yol kenarında dönüşünü bekleyeceğim. Atıştıran damlalar, beni sabırsızlandırıyor ve arkasından bakmak için bir 10 dakika sonra gittiği yere doğru ilerliyorum. Yolu aramakla zaman kaybettiği için olsa gerek ayrıldığımız yerden çok fazla uzaklaşamamış. Asardibi'ne inip geri gelmesi en iyi ihtimalle 1.5 saat. Planı değiştirip gitmekten vazgeçiyor Serhat. Birlikte Serçe Limanı'na doğru bu sefer oldukça hızlı şekilde karayolunu takip etmeye başlıyoruz. Vardığımızda güzel bir çadır yeri olacak bir yeri gözümüze kestirip bu sefer yağmur yağmadan çadırları dikkatli şekilde kuruyoruz. Gece yine yağmur gösteriyor windy.com radarı.


Yanımızdaki su bir sonraki etap için yeterli. O yüzden bol bol sıcak çay içiyoruz. Yalnız yiyecek durumumuz zayıf. Kalan son ekmeği paylaşıp zeytin ve kaşar peynir dışında azıcık kuruyemiş. Çok doyurucu olmasa da aç kalmıyoruz. Bir sonraki hedefimiz olan Bozukkale'de oğlak yeme planları yaparak yine erken saatte çadırlara giriyoruz. Gece bir ara hava açıyor, sonra radarda gördüğümüz bulutlar sağlam bir yağış bırakıyor üstümüze. Ama artık yağmur çok büyük bir etki yapmıyor düşüncelerimize.


Serçe Limanı’ndan Bozukkale yaklaşık 6 km kadar bir yol. Olsa olsa yavaş bir tempo ile hiç acele etmeden 2- 2.5 saatte rahatlıkla alırız diyerek, Erol’u arayıp, ertesi gün öğlene doğru saat 11:30’da bizi araba ile limandan alıp Bozburun’a MUTTAŞ minibüslerinin kalktığı durağa bırakmasını rica ediyoruz. Planımız, Bozukkale’yi gezip, Pazartesi sabahı çıkarak Erol ile buluşmak. Fakat yürümeye başlayınca gördük ki etabın diğer bölümlerinden farklı olarak bu kısım anormal derecede zor. Bazı kısımlarda attığımız her adım aşırı dikkatli olmayı gerektiriyor. Aksi gibi bir yerde Serhat ile epey ayrıldık birbirimizden, Serhat rotayı takip ederken ben işaretleri bırakıp çok kişinin geçtiğini düşündüğüm bir patikayı izlemeye başladım. Birbirimize seslendik, seslerimizi de duyuyoruz ama mesafe fazla olduğu için Serhat’ı göremiyorum. En sonunda elindeki turuncu renkli torbalardan birini salladı ve karşı tepenin yamacında seçebildim. Bulunduğum yerden deniz seviyesine indim, bir kaç yerde zorlanarak tırmandım ve güç bela da olsa sonunda işaretli patikaya ulaşabildim. Yola çıkışımızdan yaklaşık dört buçuk saat kadar sonra adını Bozukkale sahilindeki Loryma antik kentinden alan restoranın açık olduğunu daha önce öğrendiğimiz için vakit kaybetmeksizin oraya gitmeye çalıştım. Kıyıdaki iskeleyi tamir eden bir grup işçi, ileriyi işaret edip beni koyun öbür yakasına, kalenin olduğu tarafa yönlendirdi ve 20 dakika kadar daha yürüyerek, kan ter içinde öğlen sıcağında Loryma Restaurant sandığım yere ulaştım, meğerse orası Alibaba Restaurant imiş. Tabi bir tabelada filan da yazmadığı için orada da tamirat yapanlardan öğrendim. Biraz soluklanıp birşeyler yiyip içtikten sonra işletmenin sahibi Can Selçuk, beni koyun karşı kıyısına tekne ile geçirmeyi önerdi. Teklifi severek kabul ettim ve 3-5 dakika sonra karşı kıyıya vardık. Önünden geçip gittiğim Loryma Restaurant, 3 gün önceki fırtınadan epeyce etkilenmiş, iskelesinde ciddi hasar var, bazı eşyalar da çevreye gelişigüzel saçılmış. O yüzden açık olduğunu telefonla öğrendiğimiz yerin burası olabileceği hiç aklıma gelmedi. Zaten aynı Alibaba Restaurant gibi onun da bir tabelası yoktu. Eşyaları indirir ve uygun bir yatacak yer bakarken Serhat da geldi. Yolda denize girdiği için geride kalmış azıcık. Akşam yemeği için yanımızda bir şey kalmadı, bereket restaurant henüz sezonu açmasa da bize yiyecek bir şeyler yapabilecek. Serhat iki ben bir buçuk porsiyon köfte sipariş ediyoruz. Ertesi sabah yürüyerek yola çıkıp, Erol ile sözleştiğimiz saat olan 11:30’da Serçe Limanı’nda olmamız çok zor. O yüzden beni karşıya tekne ile geçiren Can Bey’i arayıp kendisinden ücreti karşılığında bizi tekne ile bırakmasını rica ediyoruz. Bu iş de tamam. Akşam açık havada bir saçak altında çadırları açmadan yatıyoruz, rahat bir gece. Sadece rüzgar kesilince sivrisinekler rahatsız ediyorlar azıcık. Bir de sabah gün ışırken, çevredeki bir sürü hayvan sıra ile bağırmaya başlıyor: Kazlar ördekler, eşek, horozlar, değişik kuş türler ve diğer yabani hayvanlar. Karayolunun ulaşmadığı bu bölgede tabiat son derece canlı.


Ertesi sabah kıyıda bulunan bir kano ile hızlıca koyda dolaşmaya çıkıyorum. Suyun altı cam gibi berrak. Dibe atılmış öteberi dikkat hemen çekiyor: Masa ve sandalyeler, kamyon lastikleri, ve yıllar boyunca buraya demirleyen teknelerin attığı türlü çeşitli çer çöp. Bunun yanında sahilde dalgalar ve rüzgarla gelmiş plastik atıklar, bir kısmı parçalanmış olmasına karşın fena olmayan durumda dıştan takma motorlu bir tekne gövdesi. Belki de insan kaçakçıları yakınlardaki adalara ulaşmak için kullandılar ve batınca da deniz buraya kadar getirdi. Kıyı şeridini dikkatle inceliyorum. Olur da günün birinde kürek çekerek buraları dolaşırsam, kıyıya ufak kumsallar dışında nasıl çıkılır diye. Çoğu yerde kayalıklar yanaşmak için çok uygun değil ama yine de yapılabilir. Dalgalar benim kullanmakta olduğu narin ahşap tekneleri kayalıklara çarpıp hasar verebilir tabii. Serçe Limanı - Bozukkale arası 4 deniz mili ve sanırm kürek hızı ile rüzgar ve dalga durumuna göre ortalama 1.5 saat kadar sürer. Ufukta görülen Rodos adası da, açık denizde tahmin edemeyeceğim akıntı ve dalga koşulları yok ise en az 4 saat. Aradaki mesafe haritadan baktığım kadarıyla ortalama 10 deniz mili / 19 km kadar. Rodos adası, Yunanistan’dan çok Anadolu’nun devamı gibi. Gece ışıkları görünüyor binalar da belli belirsiz seçiliyor.


Saat 10 buçuk gibi Can bey teknesi ile koyun karşısından gelip bizi alıyor, 25 dakikalık güzel bir yolculukla Serçe Limanı’na varıyoruz. Erol bizi bekliyor, öne oturup arabanın ön kapısını kapatırken Serhat'ın elinin kapı arasına sıkışmasına neden oluyorum. Allah’tan pek bir şey olmuyor, çok hafif atlatıyoruz kazayı. Erol bize yol boyunca Taşlıca’da ve bölgede yaptıklarını anlatıyor. Karakılçık buğdayı tarımı, Karia yolu işaretlemeleri ve bölgenin gelişimine katkı sağlayacak her türlü güzel işler yapmış. Söğüt - Marmaris dolmuşu yanında bizi indiriyor ve 12’deki minibüs ile Marmaris’e doğru yola koyuluyoruz. Marmaris’e yaklaşırken, Hisarönü’ne gelirken görmediğimiz orman yangınlarının ne kadar büyük alanları yaktığını yolcularla birlikte konuşmaya başlıyoruz. Yolcular, yangınların arazileri imara açmak amaçlı kasıtlı çıkarıldığını ve söndürme çalışmalarının da hakkıyla yapılamadığını düşünüyor. Turgut Köyünde şelaleyi planımızda olmasına karşın görememiştik. Meğerse şelalenin çevresindeki ormanlık alan da yanıp kül olmuş. Şimdi açık alanda akan ve fazla bir özelliği olmayan hale gelmiş. Jeep safari programlarından da çıkarılmış bu yüzden. Bördübet civarı da aynı şekilde yanmış. Eski haline gelebilmesi en az 20-30 yıl. Tabii bu arada yeni yangınlar olmazsa.


Marmaris’te benim epey zamanım var. Serhat’ın uçağı daha erken. Birlikte yeniden çorba içip karnımızı doyuruyoruz. Bir pastanede kahve ve tatlı yedikten sonra Serhat Dalaman’a doğru yola koyuluyor İstanbul’a ikimiz de uçak ile döneceğiz. Yanımdaki ocağın gaz kartuşunu uçak ile taşımak mümkün değil, istemeyerek de olsa büyük kısmı dolu olan kartuşu bırakmak zorundayım. Otogarda bir çöp kutusunu yanına bırakırken, İngilizce “bekle bekle” diye seslenen, birisi yanıma geliyor. Rus bir yürüyüşçü imiş. Bizim yürüdüğümüz rotanın benzerini, Turunç istikametinden başlayarak aksi istikamette yürüyecek. Rota hakkında elimizden geldiği kadarıyla bilgi veriyoruz. Çantası çok büyük değil ve malzemeleri de sanki yetersiz. Çantamın kenarındaki turuncu akordeon matı kendisine satabilir miyim diye soruyor. Onu da veriyorum böylece Marmaris’te bulup satın almasına da gerek kalmıyor. Akşam 19’da kalkacak Dalaman otobüsünün hareketine kadar en az 3 saat zamanım var. Marmaris’i gezip çevreye bakabilmek için yeterli zaman. Marina çevresini ve Günnücek ormanını geziyorum. İlçe içinde sayısız motosiklet var. Sahil bu erken mevsimde bile oldukça hareketi, yazın ne kadar kalabalık olur Allah bilir. İstanbul uçağı gece 10’da zamanında hareket ediyor. Kolay bir yolculukla gece yarısını az geçe eve varıyorum.


Monday, March 23, 2026

 Pokut, yıllar sonra yeniden 

Kaçkar Dağları’ndaki Pokut Yaylasına ilk kez 1987 kışında Cemal ile gittiğimizden bu yana neredeyse kırk yıl geçmiş. 2026 kışında yeniden gitme fikri, kurulan WhatsApp grubuyla somut bir plana dönüştü. Artık çoğu yaylaya araba ile ulaşma olanağı olsa da, kışın bu yollar kapalı olduğu için, kar bir kez yağdıktan sonra, bu olanaksız. Üstelik bir şekilde varsanız bile, bu sefer de yayla evleri kapalı olacağı için barınmayı halletmek zorundasınız. Ayrıca kışın yaylada, su ve elektrik yok, GSM şebekesi belirli yerler hariç çekmiyor, kar üzerinde batmadan yürünecek gibi değil. Yazın birkaç saatte yürüdüğünüz yollar, bitmek bilmiyor. 87 kışında, Konaklar üzerinden eski yürüyüş yolunu takip ederek Pokut’a ulaşmamız, tam iki gün sürmüştü.


Yola çıkmamıza birkaç gün kala Cemal’den kötü bir haber aldık: Tavukları midesine indirmeye hazırlanan bir doğanı kovalarken, kümesin yakınlarındaki eğimli yamaçtan kayarak düşmüş, birkaç kaburgasını kırmış ayrıca omzunu da sakatlamış. Bizimle gelebilmesi şüpheli ama programı da ertelememizi de istemiyor.


Ekibimiz, İngiltere, İzmir, Ankara, İstanbul ve Rize’den gelenlerle 7 Şubat Cumartesi gününden itibaren Pogina’da toplanacak ve Salı günü de hazırlıklarımızı tamamlayarak sabah erkenden yola çıkacağız. İstanbul’dan bindiğim Rize uçağında, İstanbul’dan gelen İsmail Bey ile selamlaşıp, iniş sonrasında beraberce ufak bir alışveriş yaptık. Bizi havalimanında karşılayan Ahmet ve Habip ile birlikte köye doğru yola çıktık.


Cemal’in sağlık durumu hala belirsiz olsa da, artık ok yaydan çıktı. Pazar akşamı üç arkadaşımız, geceyarısı İngiltere’den gelecek Haluk'u karşılamaya Trabzon’a (~130 km) gittiler. Sabaha karşı, uyanıp gelenleri karşılıyoruz. Artık ekipte iki eksik kaldı. Pazartesi öğlen saatlerine doğru gelecek Orhan ve yola çıkarken Pazar'dan aramıza katılacak Veysel abi. Ben, İsmail Bey, Ahmet, Habip ve Haluk da 7 kişilik ekibimizin geri kalanları. Cemal’in durumu son ana kadar belirsizliğini koruyor. Kendisi gelmek istiyor ama hakikaten durumu kritik. Olur da ufak bir tökezleme ile bu halde iken düşerse, kırık kaburgası ve omzu için tehlikeli olur.


Salı, yağışlı hava yüzünden yola çıkışımız bir gün daha ertelendi. Bu ilave zaman, eşyalarımızı toparlamak için güzel bir de fırsat. Eşyalarımızı çantalara koyarak, yürümeyi düşündüğümüz haliyle evden çıkarak Akyamaç tarafına doğru ufak bir grupla ~3 km’lik bir yürüyüş yaptık. Böylece yüklü çanta ve plastik tur kayağı ayakkabılarıyla toprak yollarda yürüyüş sırasında bir sorun olup olmayacağını da görmüş oldum. Köydeki koşullar mükemmel, rahatımız yerinde. Kahvaltıda muhlama, kısır, güzel akşam yemekleri, gürül gürül yanan şömine, sıcak su, … Yayla yolunda karşılacaklarımızı düşününce daha daha kıymetli geliyor.


Yola çıkmadan yapıp paylaştığım malzeme listesinde eşyaları iki gruba ayırmıştım: Herkesin sırt çantasında taşıyacağı kişisel eşyaları ve kızak ile çekerek taşınacak çadır ve yiyecekler. Hazırlıkları sırasında ekibimize kar motoru ile iki arkadaşın daha katılma ihtimali belirdi ama yola çıkışımız yaklaştığında, bu ihtimal ortadan kalktı. Ortaklaşa kullandığımız eşyaları geçen sene olduğu gibi kızak ile çekerek taşımaya karar verdik. Evin giriş katında hummalı bir çalışma sonrası, Salı akşamı çantalara son halini verip, kızağı da yükledik. Ahmet’in yaptığı ekmeklerden herkese sandviçler hazırladık, üç düzine kadar da yumurta haşlayıp soyarak onları da sarıp sarmaladık. Olur da yolda konaklamamız gerekirse, içinde peynir, kavurma, biber ve daha bir sürü şey olan sandviçler, helva ve ufak tefek yiyecekler, azığımız olacak.


Çarşamba sabahı Pazar’dan gelen iki araca eşyaları yükledik ve kolay bir yolculukla Şenyuva’ya ulaştık. Pokut yolunun başlangıcı, Kendini Koruyan Mahalleye kadar oldukça dik. Dört çekerli, aracımız, kar sınırına kadar olan yolu hızlıca çıktı. Önümüzden giden diğer araç zorlanmaya başlayınca, uygun yerde onun önüne geçerek yolu, 20-30 cm derinliğindeki karda ilerlemeye başladık. Yolun ilk 8 kilometrelik kısmında sanırım kar mücadelesi yapılmış, üzerine yeni yağan karın derinliği de bizi durduracak kadar değil, o yüzden batmadan ilerledik.


Yoldaki karı temizlediğini tahmin ettiğimiz paletli araç, GSM baz istasyonu antenine varır varmaz, geri dönmüş. Sanırım bir bakım gereksinimi olur diyerek açmışlar yolu. Ne kadar uğraştıysak da daha ileriye araçla geçmek mümkün olmadı. Mecburen burada indik ve eşyaları da indirdik. Aracımız dönerek, geriden gelmekte olan arkadaşları almaya gitti. Burada ortalama yarım saat kadar zaman geçirip son hazırlıkları yaparak yola koyulduk ki, fazla uzaklaşamadan telefonum çaldı. Orhan, fok derilerini kızakta unutmuş ve onlar olmadan yola devam edebilmesi mümkün değil. Kızaktaki eşyaları indirip zorlukla da olsa fok derilerini bulduk. Bu sırada öndeki grubun epeyce arkasında kalmış olmalıyız ki, görünürde kimse yok.


Kayakla, önümüzdeki izlerinden hızla gidebileceğimizi umuyorduk ama kızağın altına vidaladığımız alüminyum L profiller, daha önceden aklımıza gelmeyen bir soruna yol açtı: Kızak, yana doğru olan eğimlerde kaymasın diye bunları vidalamıştık ama bu sefer de hedik izlerinden daha geniş olduğu için, buraya oturamadı ve yana kaymasını engelleyen profiller yüzünden devrilmeye başladı. Haluk kızağı çekerken, yardımcı olabilmek için ben de iki batonun ucu ile arkasından dayandım ama bunun etkisi sınırlı oldu. Bir ara durup elimizdeki ufak tornavida ile vidaları sökerek kızağı eski haline getirmeye çalıştık ama mümkün olmadı. Vidalar gayet iyi sıkılmış, şarjlı bir tornavida olmadan olanaksız. Yine de artan eğim ve ıslak kar koşullarında, güç bela öndeki gruba yetiştik.


Hava tahminlerinin de verdiği hafif yağmur geçişleri, yerini serpiştiren kara bırakırken, 4 saat kadar sonra, haritada uzun uzun incelediğimiz çığ kulvarlarından ilkine kadar ulaştık. Görünürde olağanüstü bir tehlike fark edilmese de bu kulvarda hiç ağaç olmaması, buradan zaman zaman çığ geldiğini gösteriyordu. İlk 20 metrelik geçişi çok temkinli şekilde 3 ayrı grup halinde yaptık. Elimizdeki çığ vericilerini paylaşarak kısmen de olsa önlem almaya çalıştık. İkinci çığ bölgesini de sorunsuz şekilde geçtikten sonra Sal yaylasına doğru uzanan son dönemecin altına kadar ulaştık. Havanın kapalı ve soğuk olması nedeniyle, yanımda taşıdığım suyun ancak yarım litresini bitirebildim. Akşamüstüne doğru kalan mesafeye telefondan baktığımda hala 850 metre kadar yolumuz vardı. Demek ki toplam ~6 km kadar bir yolu, bir rekora imza atarak, 8 saat civarında kat etmiş grubumuz. Tahmin edilebileceği gibi kışın, yüklü ve kalabalık grupların böyle koşullardaki hızları düşük oluyor. Pokut sırtına ulaşmaya az kala Haluk, gücümüzün büyük kısmını tüketen kızağı, burada bırakmayı teklif ediyor. Seve seve kabul ediyorum. Yarın gün içinde gelip bulunduğu yerden almak üzere yamaçta bırakıyoruz içindeki çanta ile birlikte. Artık yaylaya ara kamp kurmaksızın ulaşacağımız kesinleşti, kızaktaki çadır ve diğer malzemelere bu akşam için bir ihtiyaç olmayacak.


Yayla evine yaklaşırken, 7 kişilik grubumuzun dağılmaya, yürüyenlerin aralarındaki mesafe açılmaya başladı. Önden varan ilk kişilerden birisi olarak kalacağımız yayla evinin hangisi olduğunu tahmin etmeye çalıştım. Bir evin yan tarafında yazıyı görünce doğru evin yanında olduğumuzu anladım. Bu sırada İsmail Bey de geldi ve evin Kuzeye bakan yüzünün içeri girişe engel olmayacak şekilde kısmen kapanmış olduğunu fark ettik. Eğer bu giriş tamamen karla kapalı olsaydı, muhtemelen yorgunluk yüzünden açmamız mümkün olmayacak ve geceyi Güney cephesine bakan ahır bölümünde geçirecektik. Ahırda kuzine olmasa bile, rüzgar almadığı için çadırda yatmaya kıyasla daha konforlu olacaktı. Pokut’ta kalacağımız ev, Yunus Tarakçı konağı ve İsmail Bey de bu ailenin damadı. Bir bölümümüz anahtarla kapıyı açıp içeri girerken Haluk’la dönüp, henüz yolda olanların eşyalarını taşımak için geriye döndük. Ekibin tamamı yorulmuş olsa da sağ salim, kazasız belasız kendimizi yayla evine attığımızda, hava henüz kararmaya başlamıştı.


İsmail Bey, yazdan hazırlık yapıp eve hem yakacak odun hem de yiyecek kumanya depolamış. Böyle bir konforlu yayla evi olmadan çadırda kalabilmek için taşıdığımız yükün daha da fazlasını taşımamız gerekecekti ve bu yükle de yaylaya bu sürede varamazdık. Sonbaharda kapatılan evi kışın ortasında açıp, olabildiğince çabuk ısıtmaya ve içinde yaşamaya hazır hale getirmeye başladık. Çatıda, kalınlığı neredeyse 1.5 metreye ulaşan kar, bacanın da büyük kısmı örtmüştü. Kuzine, ağır aksak da olsa ateşi daha güçlü şekilde yakmaya başladı. Evin orta kısmında dinlenip kendimize gelirken, diğer odaların da kapılarını açıp yerleşmeye başladık. Ufak tefek bir şeyler atıştırıp erkenden yatıp uyuduk.


Ertesi gün Güneşli ve açık bir gökyüzüne uyandık, tek bir bulut yok. Tam karşımızda Tatar Dağı civarında uçan bir helikopterin sesi rahatlıkla duyuluyor, heliski yapan kayakçıları taşıyor sürekli. Kristal kar, göz alıcı şekilde parlıyor. Dünkü izlerimizden başka çevrede hayvan izleri de görüyoruz. Belli ki çeşitli kokular alıp gece çevrede dolaşmaya çıkmışlar. Kızağı bıraktığınız yerden alıp biraz da gezmek için 3 kişi kayaklarla dönüş yolumuza doğru ilerliyoruz. Sırttan, enfes bir Karadeniz manzarası izledik Hatta azıcık dikkatli bakınca karşı kıyıdaki karlı Kafkas dağları bile belli belirsiz de olsa seçiliyor.


İki gecemizi bu harika yayla evinde geçirdik. Evin alt katındaki ahırdan taşıdığımız yazdan kesilmiş odunları kuzinede yakarak hem yemek yaptık hem de girişten aldığımız karları eriterek su elde ettik. Eşyalarımızı kuruttuk, güzelce ısınan evde sohbet ettik, rüzgarın sesini dinleyerek rahat yataklarımızda temiz havada güzelce uyuyup dinlendik. Pokut’ta sadece 2 gece değil, çok daha uzun süre kalma olanağımız vardı. Ama yola çıkışımızdan sonra üçüncü günün sabahı geri dönmeye karar verdik. Dönüş, her zaman olduğu gibi çok daha kolay oldu. Yürüyüşümüzü bu sefer aramızda uzun mesafeler bırakarak yaptık. Yolda arabanın bizi son bıraktığı noktaya bir kaç kilometre mesafede Cemal ile karşılaştım. Dayanamayıp hedikleri takıp yukarılara kadar gelmiş. Pokut’ta kalmaya devam etseydik, sürpriz yapıp tek başına yanımıza kadar gelecekmiş! Bir başka kışa ve bir başka zaman artık. 

Bunca fedakarlık ve zahmet ne için? Kalabalık bir ekiple böyle bir yere gelince, aklıma ister istemez bizleri buralara getiren nedenlerin birbirinden ne kadar ayrı olabileceği düşüncesi geliyor. Pokut’taki grubumuz, böyle gözlemler yapmak için yeterince kalabalık değil, ayrıca burada geçirdiğimiz süre de çok kısıtlı ama yine de çeşitli ipuçları var bu konu ile ilgili. Herkes bu mevsimde burada olmaktan mutlu. Çoğu kişinin müthiş çocukluk ve gençlik anıları var yaylalarda. Onların Pokut’un kış halini gördükleri zaman akıllarından geçenleri bilebilmek olanaksız. Kedilerin isimlendirilmesi hakkındaki bir şiir aklıma geliyor bazen. Bu şiir, gündelik isminden başka, yalnızca kedinin kendisinin bildiği gizli bir isimden bahseder. Dağlar da bizi bilinen toplumsal kimliğimizden uzaklaştırır. Zorlu koşullar aracılığıyla, tıpkı şiirdeki o gizli isim gibi, asıl karakterimizi ya da özümüzü hatırlamamızı sağlar. Tabii bunun garantisi de yoktur. Özellikle kalabalık bir grupta dikkatimiz dağılır, konuşmalar sırasında tabiatın bize hissettirdiklerini kaçırabiliriz. Ancak hayati bir tehlike ile karşılaştığımızda ya da aşırı çabadan yorgun düştüğümüzde, sürekli geçmişi ya da geleceği düşünen iç sesimiz susmaya başlar ama bu da fazla sürmez. Doğanın ürkütücülüğünü unutmak için bazen de sahte bir duvar öreriz. Grup büyüdükçe bu duvar kalınlaşıp yükselmeye başlar ve bizi doğadan uzaklaştırır. 


Şehirde emin olduğumuz düşüncelerle yaptığımız plan, eksik ya da yanlış da olsa, çoğunlukla bundan bir rahatsızlık hissetmeyiz. Doğada durum farklı sonuçlanır: Yanımıza gerektiğinden az ya da fazla eşya mı aldık? Yürüyerek gideceğimiz mesafeyi yanlış mı tahmin ettik? Hava durumu beklediğimiz gibi değil mi? Ya da düşündüğümüz kadar çevik veya kuvvetli değil miyiz? Bunların günlük hayatımızdaki sonuçları ile doğanın kayıtsızlığı karşısındaki sonuçları farklı olur. Planlarımızı yaparken, bunların çoğu zaman gerçek koşullara tam uymayacağını kabul edersek, az da olsa beklenmedik durumlar karşısında esnekliğimizi artırmış oluruz. Planlama bir liste yapmaktan çok, olasılık yönetimidir. Planlama sürecinde kazandığımız farkındalık bizi korur. Doğanın kayıtsızlığına karşı en güçlü savunmamız, kendi sınırlarımızı dürüstçe gözden geçirmektir. Prusyalı mareşal Von Moltke’nin söylediği gibi “Hiçbir plan düşmanla ilk temastan sağ çıkamaz.” 


Tabii ki düşüncelerimizin doğruluğunu veya planlarımızın isabetini görebilmek için dağlar tek yol değil. Dahası, eğer tüm hayatımızı buralarda geçirmeye başlarsak, tıpkı güzel manzaralara ya da güçlüklere uyum sağladığımız gibi, buralara da alışacağız Doğanın bizi iyileştirmek gibi bir sorumluluğu da yok. Bizi rahatsız etmeyecek düşünce ve inançlarla yaşamak isteriz. İnsanın düşüncelerinin doğruluğunu görmekten kaçınması bu nedenle anlaşılır. Bu ihtiyacı niçin hissetmiyoruz sorusuna psikolojideki “doğrulama yanlılığı” kavramı, güzel bir cevap veriyor: Uzmanlar insan beyninin, gerçeği arayan bir makine değil, daha çok kendini haklı çıkarmaya programlanmış bir savunma mekanizması olduğu görüşünde. Olur da birine yanıldığını kanıtlarsanız, o kişinin beyindeki amigdala ve insula bölgeleri uyarılır, bu merkezler, beynin fiziksel bir saldırıya verdiği ilkel tepkilerin merkezidir. 


Saturday, March 09, 2024

Kaçkarlar Pist-dışı

22 Şubat 2024 öğlen saatlerinde İstanbul’dan yola çıkan otobüs ile ertesi gün 10:00 gibi Artvin’e vardıktan sonra, Yusufeli ilçesine giden minibüs ile aktarma yaparak, Olgunlar yaylasına erzak götüren bir araca yetiştim, 54 km’lik yolu 1.5 saat içinde alarak, Sarıgöl - Barhal (Altıparmak) yolu ile Yaylalar’a ulaştım. Yaylalar - Olgunlar arasındaki yol, buzlu ve daha dik olduğundan beni karşılayan İsmail bey’in arazi aracına geçerek, İstanbul'dan haraketimden tam 24 saat sonra, Kaçkar Pansiyon’a vardım. Kış mevsiminde özellikle yolun bu kısmında düşen taş ve çığlar, zaman zaman yolu kapatabiliyor.

Kaçkar Pansiyon, Olgunlar’da kışın konaklayabileceğiniz tek yer ve mütevazı koşullarda olsa da kalanların sıcak su, elektrik, ısınma ve yemek ihtiyaçlarını karşılıyor. Pansiyondaki yabancı misafirler, şirketin pist dışında kayak yapmak için gelen müşterileri. Şirket rehberleri gelenleri Kaçkar dağlarının uygun yamaçlarına paletli kar aracı ya da tırmanarak çıkartıp, emniyetli şekilde kaymalarını sağlıyor. Aynı helikopterli kayakta olduğu gibi, ulaşılması zor yerlerden kayabilmek, bu şekilde daha ucuz.

Grubun emniyeti için rehberin talimatlarına uyulması zorunlu. Tüm katılımcıların basınçlı hava tüpü ya da elektrikli bir pompa ile hızla şişen airbag kısmına sahip sırt çantaları (avalanche airbag) taşıması da öyle. Çanta içinde ayrıca sapı ayrılarak ufaltılabilen bir kürek ile olası bir çığın altında gömülü bir kazazedenin yerini bulmak için kullanılabilecek aluminyum ince borulardan birbirine eklenerek uzayan bir çubuk bulundurması da aynı şekilde şart. Diğer bir önlem de herkesin sinyal verecek şekilde açık durumda olduğu başlangıçta kontrol edilen ve çığa yakalanan bir kazazedenin yerini tespit etmek gerektiğinde de arama (search) moduna alarak ekranından yön ve mesafe bilgisi sağlayan bir çığ işaretçisi (avalanche beacon) taşıması zorunluluğu da var. Biz kar aracına binerek yola çıkmadan önce, rehberimiz 10-15 dakika bir süreyi ayırarak, benim bu aleti kullanarak sinyal gönderme modunda olan bir diğerini kısa süre içinde bulabileceğimi görmek istedi.

Bu deneme sonrası biz 3 kişi paletli aracın kabininde, rehber ve araç sürücüsü de ön tarafta, Güney yönüne dönerek araçla tırmanmaya başladık. Hızımız saate 10-15 km civarında, yol zaman zaman o kadar dik ki, ön taraftaki pencereden bulutları görüyoruz. Saatte 30 litre mazot tüketen 600 beygirlik bu paletli araç, bizi 2700 metre civarında bırakıyor. 45 dakikalık bu yolculuk sırasında aklımdan, bu çıktığımız yerden kayarak inmenin zorluğu geliyor. En kötü ihtimalle, aracın çıktığı yoldan geriye doğru kayarım ve bu şekilde bu sarp yamaçlardan inmek sorun olmaz diye aklımdan geçiriyorum.

Rehber, diğer arkadaşlarım ile daha önce kaydığı için, ilk inişi benim için daha tehlikesiz olduğunu düşündüğü bir yamaçtan yapmayı planladı. Yine de ilk inişte gerek bu tahta ile ilk kez kaymaktan gerekse de koşulların farklı olmasından dolayı istediğim gibi akıcı kayamadım. Toz karın yumuşak kesimleri ile daha önce kayanların izlerinin kesiştiği kısımlarda, karın sertliği aniden değişiyor, bu da dengeyi zorlaştırıyor. Daha sonraki inişlerde ise giderek daha rahat hissetmeye başladım. İlk günün Strava kaydına göre 6 kez bu şekilde aşağılarda paletli araçla buluşup binerek yukarı çıktıktan sonra, bu sefer daha yukarı bir noktaya, kayma düzeninden yürüyüş düzenine geçerek, tırmanmaya başladık. Bunu yapmak için, splitboard bağlamalarını kızaklarından çıkarıp, tahtayı birleştiren mandallar açılıyor ve bir çift tur kayağı gibi altlarına yokuş yukarı geri kaymayı engelleyen bir tür naylon - moher karışımı kumaş yapıştırılıyor. Bağlamalar da topuk kısımları hareket edebilecek şekilde yuvalarına kolayca takılıyor. Splitboard, bir tür tur kayağı haline geliyor. Rehber önde, biz onun gerisinde yaklaşık 300 metre irtifa kazandığımız bu 1 saatlik yürüyüş sonrasında sırt hattının 40-50 metre kadar aşağısında, olabildiğince uygun bir yer bulmaya çalışarak, yürüyüş düzeninden kayma düzenine geçtik. Önce parçaların altındaki yapışkan kumaşları (skin) çıkartıp, katlayıp çanta içine koyduk, batonlarımızı kapattık, bağlamaları söküp birleştirdiğimiz tahtanın üzerinde bir snowboard bağlaması olarak yeniden yerleştirdik ve kilitledik. Bu noktadan en aşağıdaki yola kadar kısa duraklamalar hariç 25 dakikada kaydık.

İkinci gün, geceyarısından daha sonra pansiyona İngiltere’den 12 kişilik yeni müşteri grubu geldi. Kar aracının tüm kapasitesini kullanacakları için sadece 1 kez, çıkışta onlarla aracı paylaşarak (bu sefer sürücü bölümüne oturdum) dün gittiğimiz noktaya tırmandık. Yola çıkmadan yürüyüş düzenine aldığımız tahtalarla, üç kişi, izleri takip ederek sırta doğru tırmanışa başladık. Kar, zaman zaman sertleşip, hafifçe yana kayma tehlikesi oluştursa da, krampon takacak kadar zor değil. Güneşli havada olabildiğince ince giyinip terlemeden, ~1 saat gibi sürede sırta vardık ve burada uzun bir mola verdik. Sırt hattına çıkan son bölümde, sağ tarafımda oldukça uzun, aşağıya yuvarlanırsam, beni durduracak hiçbir şeyin olmadığı yamaçtan tedirgin olsam da, düşmeyi aklıma getirmeden ilerlemeye çalışıyorum. Çok daha tehlikeli yerlere çıkarak kayanlar, kimbilir neler hissediyorlardır? Kaydığımız rotaya ve diğer bilgilere buradaki Strava kaydından bakabilirsiniz.

Üçüncü gün, daha pansiyondan çıkmadan tahtalarımızı yürüyüş düzenine geçirdik ve Dilberdüzü’ne doğru uzanan vadide Batı yönünde ilerlemeye başladık. Hafif eğim ve sert kar ile oldukça kolay başlayan yürüyüş, eğimin artmaya başladığı bölümlerde zorlaşmaya başladı. Soğuk hava yüzünden açılmış izlerin bir kısmında geriye değilse de yana doğru kaymamak için, krampon takmak zorunda kaldım. Gogovit vadisine girip olabildiğince yükseldik ve en yukarılarda bir mola verdik. Strava kaydına göre ~10 km civarındaki turumuz, ilk iki günden oldukça farklı karakterde oldu. Yürüyüş hızının üzerinde, dağlarda özgürce dolaşıp buralara gelebilmek, kendi gücünü kullanarak tırmanmak ve daha sonra da durmaksızın uzun mesafeleri kayarak geri dönebilmek, unutulmaz bir deneyim oldu. Mekanik tesislerin bulunduğu kayak merkezlerinde, önceden düzenlenmiş pistelerden tekrar tekar aşağıya kaymakla, kendi gücünüzü kullanarak belki de ilk kez sizin kayacağınız yerlere çıkıp kaymak arasında anlatılması kolay olmayan bir fark var. 

Dağlar, kış mevsiminde bizden daha da uzaklaşıyorlar. Buraları gezebilmek için daha fazla fedakarlık gerekiyor. Üstüne üstlük, ne yaparsak yapalım, kaçınılması bazen olanaksız tehlikeler de var buralarda. O yüzden sürekli olarak bunu göz önünde bulundurmak, bir şeyler yolunda gitmediği durumda yapacaklarımızı tekrar tekrar gözden geçirip, önlemleri almış olmak gerekiyor. Bu da hem eğitim hem de gereken araç gereci sürekli yanımızda bulundurmak demek ki, o yüzden buralarda kayabilmek bir azınlık ayrıcalığı. Umalım ki, Türkiye Dağcılık Federasyonu içinde faaliyet gösteren dağ kayağı ile ilgili birim, bunu önümüzdeki yıllar içinde değiştirebilsin.









Sunday, June 25, 2023

Ortak Macera Modeli: Açıkhava Etkinliklerin Felsefi Temelleri, Tanımı ve Filtrelemenin Etkisi

Yazar: Ron Watters

Açıkhava Eğitimi Onursal Profesörü

Eski Idaho State Üniversitesi Açıkhava Programı Direktörü

Açıkhava programlamasının ortak macera kavramını muhtemelen birçoğundan daha iyi biliyorum. 29 yıldır ortak macera gezilerine çıkıyorum. Bu sürenin 25 yılında, bununla yakından ilişkili bir üniversite programının yardımcısı ya da yöneticisi oldum. Bu zaman sonrasında da, kavramın kökenlerini tekrar ziyaret ederek dikkatlice incelemeye karar verdim.

Ortak Macera Nehir Gezisi

Başlangıçta, geçmiş literatürün oldukça kapsamlı bir derlemesine başladım ve bunu daha önceki bir makalemde raporladım (Watters, 1999). Literatürün gözden geçirilmesiyle, nasıl evrimleştiğini ve değiştiğini net bir şekilde anlamayı umuyordum ve mümkünse, çağdaş terimlerle yeniden tanımlama girişiminde bulunmayı düşündüm.

Ancak literatürde daha derine indikçe, temel bir sorunun asla yanıtlanmadığını fark ettim - aslında oldukça temel bir soru: ortak macera tam olarak nedir? Kuşkusuz, ortak maceranın ilk savunucularından biri, onun hakkında iyi bir tanımlayıcı makale yazardı. Yine de, hayatımın işinde konsepti benimsemiş biri için bulduğum şey şaşırtıcı ve biraz endişe vericiydi. Hiç kimse, ortak maceranın tam olarak ne olduğunu tam olarak tanımlamamıştı.

Tabii ki, Gary Grimm ve H. Hilbert gibi ilk yaygın macera savunucuları bunun hakkında yazdılar, ancak çoğunlukla konsepti, kolej açık hava programlarının nasıl işlediğine dair açıklamalara tesadüfi olarak dahil ettiler. Bir zamanlar yaygın macera tarzı gezilere çok ilgi duyan Steve Leonoudakis (California Üniversitesi-San Francisco'da Outdoors Unlimited Direktörü) ile yaptığım bir röportajda (7 Ekim 1999) bu gerçeğe işaret ettiğimde, ortak macera mistiği, "tamamen değişkendi" idi.

Leonoudakis bir şeyin peşindeydi. Net bir tanımı olmadığı için programdan programa farklı uygulandı. Dahası, kavramın, ortak macera programlarına dahil olanlarımızın şaşırtıcı bulabileceği başka ve bazen uğursuz bir güç tarafından değiştirildiğini de buldum. Her zaman kendimizi yüce hedeflere dayalı bir açık hava eğitimi biçimine adadığımızı düşündük: başkaları için ilgi ve empati, bağımsızlık, ticari olmama, basitlik ve olumlu pekiştirme. Çoğumuz, nasıl uygulandığının büyük bir kısmının, kişinin kıçını bir davadan korumak gibi daha az kibirli ve daha bencil bir amaç tarafından belirlendiğini asla fark etmedik. Ortak macera felsefesinin kiracıları olarak kabul edilenlerden bazıları hiç de felsefe değildi, daha ziyade hukukun zayıf teorik uygulamaları ve bazı durumlarda düpedüz yanlış yorumlamalarıydı. Ama daha sonra bunun hakkında daha fazla bilgi. Kavramın tanımı sorununa geri dönelim.

Bir yandan, evrensel olarak onaylanmasa da, gezi düzenleme yollarından biri olarak açık hava eğitimi profesyonelleri tarafından kabul edildiğinden, ortak macera üzerine net bir yazının olmaması garip görünüyor. Öte yandan, daha geniş bir perspektiften bakıldığında, akademisyenler ve uygulayıcılar için hala günlük programlamanın diğer yönlerini net bir şekilde tanımlama konusunda mücadele ettikleri için, belirsiz anlam ilk göründüğü kadar şaşırtıcı değildir. Sonuçta, açık hava eğitimi çok genç bir alandır. Rutin olarak kabul edilen ancak hiçbir zaman tam olarak analiz edilmemiş günlük programlama kavramlarını ve prosedürlerini kavramaya ve anlamaya ancak şimdi başlıyoruz.

Bu nedenle, kavramı tanımlamak ve ortak bir macera modeli oluşturmak için çaba sarf etmek bu makalenin temel amacıdır. Aynı zamanda, ortak macera felsefesinin filtre dediğim şeylerin kullanımıyla nasıl değiştirildiğine de bakmak niyetindeyim. Filtreler, açık hava eğitim modellerinin belirli bir uygulamaya uyarlanmasında yararlı bir etkiye sahip olabilir, ancak aynı zamanda zararlı bir etkiye de sahip olabilir. Bunları dikkatsizce uygulamak, modeli orijinal amaçlarını kaybedecek şekilde değiştirebilir ve onları çok ciddi bir şekilde uygulamak, konsepti artık pratik olmaktan çıkaracak kadar değiştirebilir.


Altta yatan Değer Sistemi ve Felsefi Temel

Ortak macera tanımını ve modelini geliştirmek için felsefi temellerinden başlamak gerekir. En temel ilkelerine indirgenmiş ortak macera nedir? Temelini oluşturan bireysel, toplumsal ve çevresel değerlerin başlıcaları nelerdir? Altta yatan değerler bir kez yerleştirildikten sonra, kavramın bir modelini oluşturmak için yapı taşları olarak kullanılabilirler. Bina yapımında olduğu gibi sağlam bir temelden başlamak elbette ki esastır, çünkü her şey ondan sonra gelir. Bu nedenle, listeyi, ilk gelişiminde önemli olan ve önemini koruyan ve zaman içinde apaçık hale gelen değerlerle sınırlamaya özen gösterdim. Kaynak materyal ve listenin geliştirilme süreci ekte yer almaktadır.

Bağımsızlık ve Kişisel Sorumluluk.İnsanlar kendileri için düşündüklerinde, fikirlerini ifade etmekte özgür olduklarında ve eylemlerinin kişisel sorumluluğunu kabul ettiklerinde toplum fayda sağlar.

Basitlik. Organizasyon yapısı ve yapısındaki sadelik, verimli ve üretkendir.

Yaratıcılık. Yeni fikirler ve yaratıcılık, bireylerin kendilerini ifade etmekte özgür oldukları gruplardan doğar.

Mülkiyet. Grup içindeki bireyler, tüm üyeler hedeflere yönelik çalışma sürecine bütünsel olarak dahil olduklarında en büyük miktarda tatmin hissederler.

İlgi, Adalet, Empati ve Açıklık. İnsanlar birbirlerini önemsediklerinde, başkalarının fikirlerine açık olduklarında, birbirlerine adil davrandıklarında, kişisel çıkarlarının ötesine geçip başkalarının bakış açısıyla empati kurduklarında insanlık yarar sağlar.

Öz-yönelimli öğrenme. Hayattaki başarı ve tatmin, merak eden, yeni fikirlerle eğlenen ve öğrenimlerinde kendi kendini yöneten kişilere yardımcı olur.

İşbirliği ve Takım Çalışması. İşbirliği ve ekip çalışması becerileri, hayattaki başarı için hayati öneme sahiptir.

Etkileşim. En iyi öğrenme şekli ve başarıdan en yüksek düzeyde memnuniyet, bireyler aktif olarak dahil olduklarında ortaya çıkar.

Fiziksel aktivite. Fiziksel olarak aktif ve yorucu açık hava etkinlikleri, bireyin sağlığı ve esenliği için vazgeçilmezdir.

Düşük maliyetli. Dış mekana maksimum erişim, ücretsiz veya düşük maliyetli deneyimlerle sağlanır.

Ticari olmama. Bireyler, yaygın ticarileşmeden bir mola alarak fayda sağlar.

Yatay Yapı. İnsanlar yatay olarak yapılandırılmış gruplarda en iyi performansı gösterir, daha fazla sahiplenir ve ortak hedeflere daha çok önem verir.

Demokratik İdeallere Vurgu. Katılımcı karar alma ve fikir birliği oluşturma, otoriter ve diktatör sistemlerden üstündür.

Pozitif takviye. Öğrenme, olumsuz teşvik yerine olumlu pekiştirme ile birlikte yapıldığında en iyisidir.

Katılımcı Güvenlik. Grubun tüm üyeleri birbirini kollamaya katıldığında genel güvenlik artar.

Doğal Çevrenin Bakımı. Doğal çevre değerlidir ve tüm bireylerin onu önemsemek ve korumak için katkıda bulunması gerekir.


 


Felsefi Temelin Diğer Sistemlerle Karşılaştırılması

Yukarıda listelenen değerlerin çoğu, diğer açıkha etkinliklerinde de önemlidir. Örneğin, rehberli gezilerde, ödeme yapan müşterilerin refahı ve doğal çevrenin bakımı ve korunması son derece önemlidir. Bunların her ikisinde ve belki de diğer değerlerde, iki yaklaşım ortak bir zemine sahiptir. Bununla birlikte, iki yaklaşımın değer sistemlerinde farklılık gösterdiği bir alan, maliyettir. Rehberlik şirketi sahibinin öncelikli ihtiyaçlarından biri, kendisinin ve çalışanlarının geçimini sağlamak için para kazanmaktır. Bu nedenle, rehberli geziler daha pahalıya mal olacaktır.

Ayrıca, bir müşteri tabanını sürdürmek için deneyimin en azından biraz ticarileştirilmesi (reklam ve promosyon) gerekli olacaktır. Ancak bir rehber açısından bakıldığında, bunların hepsi önemli değerlerdir. Geçimini sağlamakta ve ailesini geçindirmeyi istemekte yanlış olan hiçbir şey yoktur. Farklı değerlere sahip olmakla birlikte, iki programlama stili yan yana yaşayabilir. Aslında ortak maceraya bulaşmış bir takım kişiler rehberli alanda çalışmışlardır. Ortak maceranın ilk savunucularından biri olan H. Hilbert, aynı zamanda uzun yıllar nehir rehberi olarak çalıştı ve her iki yaklaşımın da faydalarını fark etti. Önemli olan, iki sistemin farklı değer sistemleri üzerine inşa edildiğini anlamamızdır.

Aynı karşılaştırma diğer yaklaşımlarla da yapılabilir. Örneğin, macera eğitimi, Guthrie (1997) tarafından açık hava programlamaya yönelik ayrı bir model veya yaklaşım olarak tanımlanmıştır. Ortak macera ve macera eğitimi arasında pek çok ortak değer vardır: diğerleri arasında işbirliği, yaratıcılık, etkileşim, empati, doğal çevreye özen gösterme, bağımsız düşünme ve fiziksel aktivite. Aslında, macera eğitimi modeli muhtemelen değer sisteminde ortak maceraya en yakın eşleşmeye sahiptir.

Yine de, ortak macera ve macera eğitimi arasındaki temel değerlerde farklılıklar vardır. Outward Bound ve National Outdoor Leadership School gibi macera eğitimi okulları tarafından alınan öğrenim ücreti gibi daha yüksek maliyetler söz konusu olabilir. Genellikle, katılımcı karar almayı içerebilen, ancak yine de grubun yönünün nihai kontrolünü elinde tutan ücretli liderleri vardır. Geziyi lider yönettiği için, grubun bireysel üyelerinin daha az genel sahiplenme olduğu sonucu da çıkacaktır.

Yine de macera eğitimi, ortak maceranın sağlayamadığı faydaları sağlayabilir. Daha güçlü, daha otoriter liderlik nedeniyle, macera eğitimi programları dikkatlice yapılandırılmış öğretim dizilerini kullanabilir (bu, yaygın maceranın kendi kendine öğrenme stiline aykırıdır) ve temel becerilerle uğraşırken daha hızlı öğrenme oranlarına sahip olabilir: insanlara nasıl Eskimo roll yapılacağını öğretmek. kayık, pusula nasıl kullanılır veya iglo nasıl yapılır. Macera eğitimi, şehir içi risk altındaki gençler gibi özel katılımcı grupları ile çok daha etkilidir. Liderler, şehre döndüklerinde gençlerin hayatlarında bir fark yaratmanın arzu edilen sonucu olan özgüven ve öz saygıyı teşvik etmek için tasarlanmış faaliyetler planlayabilirler. Bir grup şehir içi gençle ortak bir macera yaklaşımı kullanmayı deneyin ve sonuç muhtemelen anarşi olacaktır.

Başka karşılaştırmalar da yapılabilir ama devam edelim. Kendimizi yukarıdaki listeyle sınırlarsak ve onu çalışacağımız felsefi bir temel olarak kurarsak, o zaman belirli bir açık hava gezileri yapma tarzı ortaya çıkar.


 



Bir Ortak Macera Konsepti Modeli

Altta yatan değerlerin listesi, doğal olarak ortak macera konseptinin teorik bir modelinin geliştirilmesine yol açar. Bununla birlikte, model oluşturulurken önemli olan, yalnızca listedeki değerlerin modelin bir parçası haline gelmesidir. Yasal, kültürel veya idari kaygılar, ortaya çıkan modeli değiştirebilecek veya kirletebilecek dışsal bileşenlerdir. Böylece felsefi ilkelerinin sınırları içinde kalmayı gözeterek aşağıdaki model ortaya çıkar:

Sahiplik, temel değer sisteminin önemli bir parçası olduğu için, modelimizde geziler, katılımcıların etkileşimli olması ve gezinin düzenlenmesi ve yürütülmesine yakından dahil olması için yapılandırılmıştır. Bu, daha sonra planlama, düzenleme, pişirme, yıkama ve temizleme işlemlerine yardımcı oldukları anlamına gelir. Yakın katılımlarıyla, katılımcılar gezi haline gelir. Pratik düzeyde, bir tür gezi öncesi katılım gereklidir. Tüm üyelerin gezinin neleri içerdiğini, hedeflerini ve risklerini anlaması için bir planlama toplantısı yapılır. Planlama toplantısında, grup - tek bir kişi değil - gezinin nerede, ne zaman ve ne olduğu üzerinde konuşur.

O halde gezinin başarısı veya başarısızlığı, fikri başlatan kişinin veya sponsor olan kulüp veya kurumun (eğer varsa) değil, grubun elindedir. Bunu yaparken, grubun üyeleri gezinin sorumluluğunu ve birbirlerinin sorumluluğunu alıyor.

Gezi ortamı, grubun tüm üyeleri için endişe vericidir. Adalet ve özgür ve açık tartışma teşvik edilir. Gruptaki bireyler, kendileri için bağımsız düşünmeye ve fikirlerini özgürce ifade etmeye teşvik edilir, ancak grubun diğer üyeleri için empati ile bağımsızlık yumuşatılır. Herkes fikirlerini ifade edebildiği için grup, tüm üyelerinin yeteneklerinden yararlanarak daha yaratıcıdır.

Seçilen gezi türü, pasif motorlu aktiviteler değil, yürüyüş, kürek çekme, kayak, tırmanma gibi fiziksel aktiviteleri içerir. Grup veya sponsor olan kulüp veya kurum (varsa) tarafından işleri basit tutmaya çalışır. Grubun güvenliği için önemli olanlar dışındaki kurallar, prosedürler, dış yapı ve katılımın önündeki diğer bürokratik engeller mümkün olduğunca en aza indirilir.

Gruplar yatay olarak yapılandırılır, böylece tüm üyeler karar vermede pay sahibi olur. Kararlar demokratik bir şekilde konsensüs ile alınır. Yukarıdan aşağıya liderlikten, belki de acil bir durumda, grubun kaygısı ve refahı için gerekli olmadıkça, genellikle kaçınılır. Yatay yapı içerisinde, grubu hedeflerine doğru ilerletmeye yardımcı olabilecek liderler ortaya çıkar. Herkesi dahil ederek ve liderlerin ortaya çıkışını kabul ederek, grup tüm kaynaklarından faydalanabilir, bu da onu tüm kararların tek bir kişi tarafından alınmasından daha yaratıcı ve güçlü hale getirir.

Karar verme sırasında bağımsız düşünce teşvik edilir, ancak fikir birliğine varıldığında grup bir ekip olarak bir araya gelir ve ortak hedeflere ulaşmak için işbirliği içinde çalışır. Grubun tüm üyeleri devreye girer ve yardım eder ve birbirlerine empati duydukları için sorumluluklar grup arasında mümkün olduğunca eşit bir şekilde dağıtılır. Özgür ve açık tartışma, işbirliğini ve adil paylaşımı teşvik eder. Açıklık ve kişisel sorumluluğa vurgu yapan grubun tüm üyeleri, birbirlerinin refahını gözeterek yolculuğun güvenli hale getirilmesi sürecine katkıda bulunur.

Sadeleştirme ve ticarileştirmeye alternatif sunma arzusu, temel değer sisteminin bir parçası olduğu için gezi, hiçbir kurum veya kişinin maddi olarak fayda sağlayamayacağı şekilde yapılandırılmıştır. Bu nedenle, modelde, sponsor olan kulübe veya kuruma (varsa) gezi ücreti gitmez ve gezideki herhangi bir bireye gitmez. Gruplar halinde bir araya getirilerek yolculuk maliyetleri dağıtılır ve maliyetler düşük kalır.

Gezide meydana gelen öğrenme deneyimseldir: yaparak öğrenme. Uygun olduğunda, bilgili üyeler bilgi ve becerilerini daha az yetenekli olanlarla paylaşır, ancak resmi bir talimat yoktur. Potansiyel olarak, doğrudan deneyim yoluyla çok şey öğrenilebilir, ancak ne öğrenildiği ve öğrenilme hızı birey tarafından belirlenir.

Öğrenme olumlu yönde pekiştirilir. Üyeler birbirleriyle ilgilendikleri ve onları önemsedikleri için, yeni beceriler öğrenenler teşvik edilir ve övülür. Pozitif pekiştirme aynı zamanda hedeflere ulaşmanın verdiği tatminden de gelir: bir göle yürüyüş yapmak, bir dağın tepesine tırmanmak veya bir nehirde koşmak. Cezalandırılma korkusu veya düşük not alma korkusu gibi olumsuz teşvikler kabul edilemez. Grup üyelerinin bir hayvanı tuzağa düşürmedikçe veya yenilebilir bir bitki bulmadıkça yemek yemediği "hayatta kalma" tekniklerinin kullanılması gibi diğer olumsuz teşvikler de kabul edilemez.

Son olarak, doğal çevreye özen gösterilecek ve grubun tüm üyeleri çevre üzerindeki etkilerini en aza indirmek için çalışacaktı.



Kısa Tanım

Yukarıda açıklanan ortak macera modeli oldukça uzundur ve modeli bir cümleyle özetleyebilecek bir tanımın olması yararlıdır. Kısa tanımlar her zaman bir taviz olsa da, bunu açıklamanın olası bir yolu aşağıdadır:

Ortak bir macera gezisi, ortak hedefler için işbirliği içinde çalışan ve harcamaları, karar vermeyi ve sorumlulukları olabildiğince adil bir şekilde paylaşan iki veya daha fazla kişidir.

 


Modelin Sınırları

Açıklandığı gibi, ortak macera modeli aslında nasıl uygulandığı konusunda önemli bir alan bırakıyor. Daha sonra açıklanacak bir işlem olan filtrelemeye bağlı olarak farklı permütasyonları mümkündür. Yine de esnekliğine rağmen, bir yolculuğun sıradan bir macera olmaktan çıktığı sınırlar vardır. Felsefi temeline dayanarak, üç sınır belirginleşir:


Katılımcı Doğa. Ortak macera gezisinin katılımcı doğası, felsefi temelinin önemli bir parçasıdır. Sınır aşılmıştır ve geziyi bir kişi organize ettiğinde, planladığında ve yürüttüğünde artık sıradan bir macera gezisi olarak kabul edilmez.

Otokratik Liderlik. Ortak macera modeli, grubun tüm üyelerini karar verme sürecine dahil eder. Demokratik karar verme, tehlike anında (grubun üyelerinin birbirlerine gösterdikleri ilgi ve empati nedeniyle) anlık bir otokratik karar alma ihtiyacını ortadan kaldırmadığı gibi, grubun lidersiz olduğu anlamına da gelmez. Ancak liderlik otokratik olduğunda ve grup üyeleri kararlara katılmadığında ortak maceranın sınırı aşılır.

Maddi. Yaygın macera modelinin altında yatan iki değer, düşük maliyetli ve ticarileştirilmemiş açık hava deneyimleridir. Sponsor bir kurum veya kulüp (varsa) geziden para kazandığında, sınır aşılır ve gezi artık sıradan bir macera olarak görülmez. Grubun herhangi bir üyesi geziden para kazandığında da sınır aşılır. Her iki durumda da gezi, kâr amacı gütmeyen, ticari olmayan niteliğini açıkça kaybeder.


Dönem Gezisi Başlatıcının Kullanımı

Gezinin katılımcı doğası ve açık bir ortam nedeniyle, ortak bir macera grubunun tüm üyeleri karar verme sürecine katılır. Yine de gezi konsepti birisiyle başlamalı. Bir kişi gezi fikrini bulmalı ve ardından bunu diğerlerine duyurmalıdır. Bu, bir ilan panosuna bir gezi sayfası asmak, geziyi bir kulübün haber bülteninde listelemek veya bir internet sitesinde yayınlamak suretiyle başarılabilir.

Başlarda, ortak macera gezilerine katılanlar için bir sorun vardı: Geziye çıkan bir kişiye ne denilmeli? Geziyi başlatan kişiye "gezi lideri" denirse, gezidekiler "liderin" geziyi planlayacağını, organize edeceğini ve yöneteceğini varsayabilir. Ayrıca "gezi liderinin" gezinin tüm kararlarını vereceğini ve işlerin nasıl yapılacağı konusunda son sözü söyleyeceğini varsayabilirler.

Bununla birlikte, ortak bir macera gezisinde kararlar fikir birliği temelinde alınır. Bu nedenle, yaygın macera gezisi savunucuları, farklı bir şeylerin döndüğünü belirtmenin bir yolu olan alternatif bir kelime bulmak zorunda kaldı. Genel kullanıma giren kelime şuydu: gezi başlatıcı. Geziyi başlatan kişi, fikri ortaya atan kişiydi ve gezinin asıl sahibiydi. Ancak tüm katılımcılar gezi öncesi bir toplantıda bir araya geldiğinde, grup gezinin sahipliğini üstlendi. Grup, seyahati başlatan kişinin başlangıçta öngördüğünden farklı bir zamanda ayrılmaya karar verebilir. Geziyi başlatan kişi tarafından başlangıçta önerilen gezinin yerini değiştirmeye bile karar verebilirler.

Uygulamada, ortak bir macera gezisi sürerken, geziyi başlatan kişi genellikle liderliğin çoğunu yapan kişiydi, ancak grubu kararlara dahil etti ve başka bir liderin daha uygun olabileceği durumlarda kenara çekilmeye hazırdı. Geleneksel yöntemlerden oldukça farklı bir liderlik biçimidir ve "yolculuk başlatıcı" ayrımının yapıldığı önemli bir yol haline gelmiştir.


Yardımsız ve Yardımlı Ortak Macera Kavramı

Yıllar geçtikçe, iki temel ortak macera türü gelişti. Arkadaşlar arasında bir gezi durumunda olduğu gibi, ortak macera herhangi bir desteğin yokluğunda gerçekleşiyorsa, o zaman bu makalenin amaçları doğrultusunda, buna "desteksiz" veya "yardımsız" ortak macera gezisi diyeceğim (bkz. ayrıca Watters, 1999). Bir kulüp veya kuruluş bir şekilde destek sağladığında buna "destekli" ortak macera denir. Destek, gezilere çıkmak için gönüllüler organize etmekten, ortak macera gezileri için minibüs veya ekipman sağlamaktan, geziyi başlatanlar için ücretsiz veya düşük maliyetli ekipman gibi teşvikler sağlamaktan veya gezileri başlatmak için ücretli personel sağlamaktan oluşabilir. Her ikisi de ortak macera modelinin meşru varyasyonları veya uygulamalarıdır.


 Modelin Uygulamaları

Ortak macera modelinin bir dizi farklı olası uygulamasına (bir dizi soru olarak sorulmuş) bakalım ve modelin parametrelerine uyup uymadıklarını belirleyelim.

Geziyi başlatan kişi, ortak macera sürecini açıklamaya ve yönlendirmeye yardımcı olacak bir kaynak kişi veya kolaylaştırıcı olarak hareket edebilir mi?

Evet. Aslında, altta yatan değerler sistemine baktığınızda, ortak maceralarda yer alan al-ver sürecine rehberlik edecek birinin bulunması arzu edilir. Grubun üyeleri ortak macera ilkelerini anlamayabilir. Gezi ilerledikçe süreci açıklayabilen ve örnek teşkil edebilen bir kişi, grup için paha biçilmez bir kaynaktır. Ayrıca, birçok bireyin kişisel değer sistemi, ortak macera sisteminden farklı olabilir. Günlük yaşamda, sıradan macera gezilerinde devam eden süreçlerle eşleşen çok fazla girişim yoktur. Grubun bir veya daha fazla üyesinin küçük bir rehberliği, ortak macera gezilerinin sorunsuz geçmesinde uzun bir yol kat edebilir.

Gruplar yaygın macera gezilerinin nasıl işlediğini tam olarak anlamadığında sorunlar ortaya çıkabilir. Örneğin, grubun iyiliğinden çok kendi çıkarına göre motive olan grubun bir üyesi, kendini ifade etme hakkını abartmaya ve gruba fikirlerini kabul ettirmeye çalışabilir. Ortak macera sisteminin altında yatan değerlere aşina olan bir gezi başlatıcısı, bu bireylere, grubun diğer üyelerine yönelik empatinin her zaman bağımsız ifade ve kişisel çıkarları yumuşattığını hatırlatabilir.

Ortak macera gezilerinde meydana gelen demokratik süreçler asla kolay değildir. Uzun yıllardır ortak macera gezilerine katılan Jim Rogers (röportaj, 6 Ekim 1999) şöyle diyor: "Bu zor bir iş. Doğruyu söylemek gerekirse, insanlara ne yapacaklarını söylemek çok daha kolay." Rogers daha iyi söyleyemezdi. Konsensus karar verme zor ve genellikle dağınık bir iştir. Otokratik bir lider olmak ve tüm kararları vermek çok daha kolay. Yine de, ortak macera ilkelerini kullanarak, kapsayıcı olarak, grup içindeki bireyler birbirleriyle işbirliği içinde nasıl çalışacaklarına dair paha biçilmez dersler öğrenirler. Süreç, yaratıcılığı besler ve grubun kararlar almasına ve bunları yalnızca bir kişinin yapmasından çok daha güçlü eylemler gerçekleştirmesine izin verir. Ve sürece herkes dahil olduğu için yolculuğu çok daha güvenli hale getirir.

Ortak macera sürecini kolaylaştırmaya yardımcı olan kişinin mutlaka geziyi başlatan kişi olması gerekmez. İnsanlar daha yaygın macera gezilerine çıktıkça, bunun nasıl çalıştığını daha iyi öğrenecekler ve gelecekteki gezilerin katılımcıları ve bu gezilerde eşit ortaklar olarak süreci kolaylaştırmaya yardımcı olabilirler. En iyi geziler, herkesin sürecin nasıl işlediğini bildiği ve herkesin birlikte çalıştığı gezilerdir. Ancak gerçek hayatta, resme her zaman yeni insanlar giriyor. Bu iyi bir işaret. Bu, ortak macera gezisi programının çalıştığı anlamına gelir, ancak aynı zamanda süreci açıklamak, kolaylaştırmak ve modellemek için bir veya daha fazla kişinin bulunması gerektiği anlamına gelir.

Sponsor kuruluş, gezi başlatıcıları sağlayarak ortak macera gezilerini teşvik edebilir mi? Geziyi başlatanlar tazminat alabilir mi veya kısmen ödenen masraflar veya ücretsiz veya ucuz ekipmana erişim gibi bir tür somut fayda alabilir mi?

Evet. Dikkatli bir şekilde yapılırsa, geziyi başlatanlar için tazminat şeklinde bir sübvansiyon, ortak macera modelinin kabul edilebilir bir uygulamasıdır. Modelin tanımındaki veya altında yatan değer sistemindeki hiçbir şey, sübvansiyonlu geziler fikrine aykırı değildir. Aslında, kurumsal ve bazı kulüp ortamlarındaki ortak macera gezisi programları, konseptin başlangıcından bu yana şu veya bu şekilde sübvanse edilmiştir. Üniversitelerin çoğu açık hava programları, düzenli olarak çok yönlü başlangıç ve orta düzey ortak maceracı gezileri seçmek için ücretli personel veya bir gönüllü havuzu kullanmayı gerekli bulmuştur.


Bir sübvansiyon sağlamak için bu tür programlara değer. Program koordinatörleri genellikle ortak maceraya atfedilen değerlerle eşleşen kişisel bir değer sistemine sahiptir ve sistemin güçlü faydalarını kendileri için deneyimledikten sonra, onu ellerinden gelen her şekilde desteklemek isterler.

Bununla birlikte, personele grubun gezi fonlarından ödeme yapılırsa, ortak macera çizgisi aşılmış olur. Bu, maddi sınırı aşar ve geziyi rehberli veya eğitici gibi başka bir modele taşır. Gezi başlatıcılarına sağlanan her türlü destek, kar amacı gütmeden yapılmalıdır ve onları kuruluşun genel bütçesinden sübvanse etmelidir.

Oregon Üniversitesi'nden Dan Geiger, Büyük Kanyon Ulusal Parkı'nın ticari olmayan taraf tanımının bu yaklaşıma daha fazla güvenilirlik kazandırdığına dikkat çekiyor. Parkın kullandığı ölçütler, temelde gruptan değil kurumdan tazminat alan bir gezi başlatıcısı ile ortak bir macera gezisini tanımlar: bir eğitim kurumundan veya kar amacı gütmeyen bir kuruluştan istihdam, ancak doğrudan parti üyelerinin katkılarıyla değil.” (Büyük Kanyon Ulusal Parkı)

Tazminat sağlanabilse bile, gezileri başlatan herhangi bir açık hava programı personeli katılımcı olarak bunu yapmaya devam eder. Gezi lideri veya rehber olmak için değil, ortak macera sürecini kolaylaştırmaya yardımcı olmak için tazminat alıyorlar. Gezi hâlâ grubun kontrolü ve mülkiyetindedir ve herkes karar vermede pay sahibidir. 

Bir kuruluşun tazminat fikrini çok ileri götürmemesi önemlidir. Bu yapılırken, başarılı programların çoğu, başlatıcılara tazminat sağlamayı mümkün olduğunca en aza indirir. Başlatıcılar, uygun ve mümkünse, tazmin edilir, ancak asıl vurgu hala gönüllü katılım üzerine yapılır. Ortak macera gezilerinin önemli bir özelliği, insanların kendilerinden vermeye istekli olmalarıdır. Bir program veya kulüp, insanların bir gezi başlattıkları takdirde somut bir faydaya hak kazandıklarını düşündükleri bir ortam yaratmak istemez. Kendilerine para ödenmesi gerektiğini hisseden insanlar, sıradan maceralara çok fazla olumsuz yük getirirler. Nihayetinde, seyahati en iyi başlatanlar, zamanlarını özgürce ayıran ve açık havada başkalarıyla paylaşmaktan zevk alan insanlardır.

Bazı kurumlar, seyahat başlatıcıları için ödeme yapmaz veya herhangi bir teşvik sağlamaz. Tüm gezilerin gönüllüler tarafından başlatılması ve hiçbir ekipman veya kamyonet sağlanmaması nedeniyle yasal sorumluluk azalır. Bununla birlikte, bir açık hava programının düzenli maaşlı personeli bir gezi başlatırsa - herhangi bir tazminat almasa bile - sorumluluk muhtemelen azalmaz. Daha sonra bunun hakkında daha fazla bilgi.

Kolejler ve üniversitelerin aksine birçok kulüp, yardımsız ortak macera gezilerinin ek sorumluluk avantajından yararlanabilir. Kulüplerin büyük çoğunluğu tamamen gönüllülerden oluşuyor. Kulübün memurları ve gönüllüleri, gezi yapmaktan kesinlikle hiçbir somut fayda sağlamazlar: ücret yok, ekipman yok, gezi masraflarının geri ödenmesi yok. Herhangi bir fayda tamamen içseldir: başkalarına yardım etmenin ve onların dışarıdaki sevgilerini paylaşmanın keyfi. Sorumluluk avantajı nedeniyle American Whitewater Üyeliği, kulüplerin gezilerini ortak maceralar olarak gerçekleştirmelerini tavsiye ediyor. Giderek daha fazla dağcılık, bisiklet, nehir koşusu ve genel açık hava kulüpleri, gezi programlarına benzer ilkeleri dahil ediyor.1

Geziyi başlatan kişi lider olarak hareket edebilir mi?

Otoriter bir lider olarak değil ama grubun hedeflerine doğru ilerlemesine yardımcı olacaksa evet. Uygulamada geziyi başlatan kişi muhtemelen gezideki en bilgili ve yetenekli kişidir. Yürüyecekleri yolu veya koşacakları nehri biliyor olabilir. Ne de olsa gezi fikrini ortaya atan kişi o. Ancak ortak macera liderliği ile diğer liderlik biçimleri arasında temel bir fark vardır: grubun diğer üyelerini karar verme sürecine dahil eder. 10 millik bir yürüyüş planı, grup bunu planlama toplantısında konuştuğunda ve daha az iddialı bir şey yapmaya karar verdiklerinde 5 millik bir yürüyüş olarak değiştirilebilir. Gezi çeşitli aşamalardan geçerken, grup üyeleri ağırlığını koydukça gezinin diğer bölümleri de değişebilir. Bu, değişen çevresel ve grup dinamiklerine yanıt veren esnek bir liderlik biçimidir.

Diğer programlama sistemlerinden bir diğer temel fark, geziyi başlatanın, yolculuktaki durumlar değiştikçe kenara çekilmeye hazır olması ve liderlik rolünün başka bir kişi tarafından daha uygun bir şekilde doldurulmasıdır. Örneğin, grubun bir veya daha fazla üyesi yaralanırsa, gruptaki bir hemşire liderliği devralabilir ve grubu ilk yardım ve tahliye yöntemlerinde yönlendirebilir. Grup minibüsü bozulursa, güçlü bir mekanik geçmişe sahip bir kişi görevi devralır.


 Geziler lidersiz olabilir mi?

Evet. Model bunu dışlamaz, ancak pratikte alışılmadık bir durumdur. Yolculuk küçük olmalı -muhtemelen iki ya da üç- ve grubun her bir üyesinin yetenekleri birbirine çok yakın olacaktı. Uygulamada, birbirine yakın gruplarda bile, her zaman diğerlerinden biraz daha fazla deneyime sahip biri vardır. Büyük ölçüde özgür ve açık bir ortam mevcut olsa da, daha deneyimli kişi biraz daha fazla liderlik rolü üstlenme eğilimindedir.

Sıradan macera gezilerinin lidersiz olduğu fikri bir yanılgıdır ve bunda kısmen sorumluluk üstlenmem gerekir. 1980'lerin ortasındaki bir makalemde (Watters, 1985) "lidersiz" terminolojisini kullandım ve geriye dönüp baktığımda bu yanılgıyı destekledim.


Yolculuk boyutlarının küçük olması gerekiyor mu?

Evet. Modele bakarsanız, katılım ve işbirliği onun önemli yönleridir. Yolculuk boyutu arttıkça, grubun bir takım olarak çalışması giderek daha az pratik hale gelir. Her şeyin zorluğu artar: planlama, organize etme ve ortak karar verme. Bir grup kritik kitleye ulaştığında, ortak macera pratik olmaz.


 Seyahat masraflarının eşit olarak paylaşılması gerekiyor mu?

Çoğu durumda, evet, ancak zorunlu olarak değil. Adalet ve hakkaniyet de modelin önemli yönleridir. Birisi kendi aracını kullanıyorsa, özellikle grup uzun bir yolculuğa çıkıyorsa, o kişinin aracı aşınma ve yıpranmaya maruz kalacaktır. Böylece grup, sürücünün yolculukta diğerlerinden daha az ödeme yapmasına karar verebilir. Grup tarafından kullanılacak ekipmanı bir kişi sağlıyorsa aynı karar alınabilir. Sürecin önemli kısmı, kararı geziyi başlatan kişinin veya herhangi bir kişinin değil, grubun vermesidir. Grubun bir üyesi olan sürücü hakkında herkes endişeli. Onunla empati kuruyorlar ve pisi grubuna daha küçük bir katkının adil ve hakkaniyete uygun bir şey olduğu konusunda hemfikirler.

Gezi başlatıcıları veya gezi katılımcıları için eğitim sağlanabilir mi?

Evet. Yaygın macera gezisi konseptleri pek çok insan için yeni olduğu için, insanları sistemle tanıştıran bir tür eğitim veya öğretim oturumları sağlamak yardımcı olur. Bununla birlikte, eğitimin ortak macera gezisi programlamasıyla sınırlandırılması gerekmez. Ayrıca ilk yardım, güvenlik ve kurtarma ve açık hava rekreasyonunun diğer yönlerinde de sağlanabilir. Katılımcılar ve geziyi başlatanlar için her türlü eğitim, gezileri daha güvenli hale getirmeye yardımcı olur.


 Yine de dikkatli olunmalıdır. Bireyler, bir kez eğitim aldıktan sonra, doğal olarak ortak bir macera gezisinde daha fazla liderlik rolü üstlenebilirler. Bununla birlikte, bazen, özellikle yeni eğitilmiş olanlar arasında, her şeyi bildiklerini düşünme ve daha otoriter bir liderlik tarzı benimseme, grup içindeki herhangi bir alışverişi devre dışı bırakma eğilimi vardır. Herkes hata yapabilir, ancak yeni eğitilmiş kişiler hevesleri ve deneyimsizlikleri nedeniyle genellikle daha fazla hata yaparlar. Ortak bir macera ruhu artık hüküm sürmezse ve eğitimli kişi otoriter bir lidere dönüşürse, tehlike gizlenir.

Bu nedenle, sponsorluk yapan kulüplerin ve organizasyonların gerçekten herkesin akıcı ve katılımcı liderlik fikirlerini anladığından emin olması gerekir. Yaygın macera gezisi sürecinin en büyük güzelliklerinden biri, grubun aşırı istekli üyeleri üzerinde ılımlı bir etki sağlamasıdır.


Sponsor bir kurum veya kulüp, gezileri başlatmadan önce gezi başlatıcılarının belirli türlerde eğitim almasını şart koşabilir mi?

Evet, modelde makul bir şekilde uygulanan eğitim gerekliliklerini yasaklayacak hiçbir şey yoktur. Bazı gezilerde, sponsor kurum ve kulüp, belirli gezileri başlatmak için insanlardan bir tür eğitim veya eşdeğer bir geçmiş deneyime sahip olmalarını istemeyi uygun bulabilir. Örneğin, bir program kürekli sallarda tekne kaptanı olarak görev yapan kişilere eğitim vermek isteyebilir. Veya bir kulüp geziyi başlatan kişinin veya gezideki en az bir kişinin ilk yardım eğitimi almasını şart koşabilir.

Ancak bir açık hava programı bu yolda dikkatli bir şekilde ilerlemelidir. Sadelik aynı zamanda ortak maceraların altında yatan önemli bir değerdir. İlk yaygın macera savunucuları, bazı kulüplerin ve kuruluşların üyelerin gezilere çıkmalarına izin verilmeden önce talep ettiği aşırı kurallara ve sertifika gerekliliklerine isyan ettiler. Ortak maceralar, tüm bunlara canlandırıcı bir alternatifti. Sıradan macera destekçileri, insanların kendilerini ve yeteneklerini değerlendirirken temelde dürüst olabileceğine inanıyorlardı. Bu ruh hala canlı ve iyi ve kesinlikle yardımsız ortak macera gezilerinde tamamen mevcut: herkes herhangi bir geziye çıkabilir.

Ortak macera gezilerine tamamen ücretsiz ve açık erişim, iki nedenden dolayı bir şekilde yumuşatıldı: katılımcılar için endişe (sistemin başka bir değeri) ve yasal sistemin gerçekleri. Yardımlı bir ortak macera gezisi programında, özellikle kolejler sorumluluktan muaf değildir ve bazen katılımcılar için endişe duymadan bir eğitim gerekliliği tesis edilir. Ayrıca, program koordinatörlerine, model olarak hizmet edebilecek ve ortak bir macera gezisinin işbirlikçi sürecine rehberlik etmeye yardımcı olabilecek kişilerin gezide olduğu konusunda güvence vermeye yardımcı olur. Ancak ölçülü yapılmalıdır. Esnek olmalı ve gruba alternatif yaklaşımlar geliştirme özgürlüğü verilmelidir. Eğitim programları, çalışma kuralları ve sertifikasyon gereklilikleri, katılım için engeller oluşturabilir ve oluşturabilir ve ortak macera felsefesine aykırıdır.


Sponsor bir kurum veya kulüp, organizasyonu belirli gezi türleriyle yasaklayabilir veya sınırlandırabilir mi?

Evet, ortak macera tüm insanlar için her şey olmak zorunda değildir. Modeldeki hiçbir şey, kulüplerin veya organizasyonların yalnızca belirli gezi türlerini desteklemesini engellemez: yalnızca başlangıç gezileri, yalnızca kano gezileri, yalnızca yürüyüş gezileri vb. , çünkü daha az sorumluluk hedefidirler. Bir kolej veya kurum için durum farklıdır. Bir davacının avukatı için bol cepleri ve büyük ödül olasılığı olan büyük bir hedeftirler.

Pratik bir düzeyde, paraşütle uçurumlardan atlama veya Alaska Sıradağları'nın çığlarla dolu kuzey yüzlerine tırmanma gibi bazı yüksek riskli girişimlere sponsorluk yapmak muhtemelen bir üniversitenin çıkarına değildir. Yeterince yüksek riskli faaliyetlere sponsor olunursa, ortalamalar yasası eninde sonunda yetişir. Bir kaza meydana geldiğinde, bir dava açılır.

Bir davanın duygusal ve mali maliyetinin ötesinde bile, kamuoyu baskısı ve açık hava programı dışındaki siyasi güçler güçlü ve kayıtsızdır. Yaygın macera kavramları hakkında çok az şey bilen ve yasa koyucuların ve genel kamuoyunun kaprislerine karşı sorumlu olan üst düzey yöneticiler, daha fazla kötü tanıtımdan kaçınmak için programı kapatabilirler. Bunun kimseye pek bir faydası olmaz.

Çoğunlukla, yardımlı ortak macera gezileri, algılanan riskin gerçek riskten daha yüksek olduğu ve risklerin makul olduğu başlangıç ve ara geziler için en iyi sonucu verir. Aslında araştırmalar, voleybol, futbol, futbol vb. gibi geleneksel açık hava sporlarından daha az olduğunu gösteriyor.

İşin özüne inildiğinde, başlangıç ve ara faaliyetleri sağlamak veya kolaylaştırmak çoğu organizasyon ve kulüp programının var olma sebebidir. Benzer ilgi alanlarına sahip insanların bir araya gelip yeniden yaratmalarını sağlamak, yeni insanları dışarıyla tanıştırmak ve dışarıda öğrenme fırsatları sağlamak için oradalar. Riskli yolculuklar yapma arzusu olan yüksek deneyimli bireyler, benzer düşünen diğer insanlarla kendi başlarına yapabilirler. Bunu yapacak beceri, bilgi ve donanıma sahipler.

Bu, yaygın macera ilkelerinin gelişmiş gezilerde kullanılmaması gerektiği anlamına gelmez. Aslında, daha kolay yolculuklarda öğrenilen yaygın macera teknikleri, gelişmiş, oldukça riskli yolculuklarda gerçekten işe yarayabilir ve önemli ve hayat kurtarıcı faydalar sağlayabilir. Gelişmiş bir birey, işbirlikçi ve katılımcı karar verme becerilerini kullanarak tehlikeli girişimlerdeki riskleri azaltabilir. Bir organizasyon veya kulüp, devam edip sporun öncüsü olabilecek birkaç kişiye önemli bir eğitim hizmeti veriyor.


 Kimlerin katılacağına sınırlamalar getirilebilir mi?

Evet, özellikle çocuklar söz konusu olduğunda. Ortak macera modeli, dikkatlice uygulanan bazı kısıtlamaları yasaklamaz. Ortak bir macera gezisinin ana fikri, herkesin gezinin ne hakkında olduğunu ve içerdiği riskleri anlaması. Çocuklardan kendilerini neyin içine soktuklarını tam olarak kavramaları beklenemez. Yetişkin liderlerin rehberliğine ihtiyaçları var.

Çocukların ebeveynleri ile birlikte ortak macera gezilerine çıkmaları mümkündür. Aileler genellikle kulüpler ve organizasyonlar tarafından sunulan gezilere katılmak isterler. Ancak, çocuklar devreye girdiğinde ve sorumluluk arttığında, ortak macera kavramı karışır. Çocukların ortak macera gezilerine çıkmasına büyük bir ihtiyatla yaklaşılmalıdır. Bu, yaygın macera tekniklerinin çocuklarla kullanılamayacağı anlamına gelmez. Onları geziyi planlamaya dahil etmek ve geziye yardımcı olmak, ortak macera kavramlarını öğrenmelerine yardımcı olur, ancak genel olarak doğru kararları vermelerine yardımcı olmak için deneyimli liderliğe ihtiyaçları vardır.

Yetenek düzeylerine de sınırlar konulabilir. Örneğin, Somon gezisinin Orta Çatalı'ndaki bir kayak gezisinde, geziyi başlatan kişi, kaydolanların eskimo roll bilip  bilmediklerini sorabilir. Grand Teton'a tırmanırken, geziyi başlatan kişi, tüm katılımcıların emniyet alma ve tırmanma becerileri konusunda iyi uygulamalı bilgi sahibi  olmasını isteyebilir. Yolculuktan önce bir araya gelen grup, önceden belirlenmiş gereklilikleri tartışmalıdır. Ortaya çıkardıktan sonra değişiklikler meydana gelebilir, ancak sonunda varılan şey, grubun ortak çabalarının ve herkesin anlayıp benimsediği gezi yaklaşımının sonucu olacaktır.

Ayrıca gezilerin üyelik sınırlamaları olabilir. Kulüplerin gezileri üyeleriyle sınırlaması gerekebilir. Okullar, kurumsal politika nedeniyle gezileri kayıtlı öğrencilerle sınırlamak zorunda kalabilir, ancak birçok okul topluluğa açık olduklarında bir kamu imajı avantajı elde ettiklerini görecektir. Bazıları ayrıca topluluk üyeleri, katılımları nedeniyle fon toplama programlarına bağışta bulunmaya istekli olduklarında mali bir fayda elde ederler.


Son olarak, ortak macera gezileri, özellikle yardımlı ortak macera gezileri, yalnızca bir muafiyet veya feragat formu imzalamaya istekli olanlarla sınırlandırılabilir. Özenle hazırlanmış izin belgeleri mahkemede geçerliliğini korur ve kurumlar ve kulüpler herkesin bunları imzalamasını isteyerek kendilerini korumak için çok şey yapabilir.

Ancak bazı sınırlar kabul edilemez. Kurumsal olarak desteklenen ortak macera gezilerinde, gezilerin bir arkadaş grubuyla (bazen kapalı geziler olarak adlandırılır) sınırlandırılması veya gezinin belirli ırk veya etnik gruplarla sınırlandırılması uygun olmaz. Bunu yapmak, ilgi, açıklık ve empati gibi felsefi temelleri ihlal eder.


Sponsor olan kulüp veya kurum ortak bir macera gezisinden para kazanabilir mi?

Hayır. Kurum veya kulüp ortak bir macera gezisinden para kazanıyorsa, ticarileştirilmemiş kalmanın altında yatan değeri ihlal ediyor demektir. Ancak, meşru seyahat masrafları varsa, bir kulüp veya okul geri ödenebilir. Adil ve hakkaniyetli bir gider paylaşımı, ortak macera gezilerinde kiracıdır ve sponsor kuruluş bazı harcamalar yaptıysa, bu giderlerin karşılanması kesinlikle caizdir. Kuruluş, ortak macera gruplarının kiralayabileceği bir ekipman havuzuna sahip olabilir. Ancak grubun özgür bir seçimi var. Ekipmanı başka bir yerden daha ucuza kiralayabileceklerine karar verirlerse, bunu yapmakta özgür olmalıdırlar.


Ortak macera partisinin bir üyesi geziden para kazanabilir mi?

Hayır. Yolculuktaki biri para kazanırsa, bu, sıradan bir macera gezisinin maddi sınırını aşar. Adalet adına, grup bir bireye kendi kişisel teknesinin veya grubun ihtiyaç duyduğu diğer ekipmanların kullanımı için ödeme yapmaya karar verebilir, ancak bu bir kişi tarafından değil, grup tarafından verilen bir karardır. Bir grup üyesine ödeme yapılması, bazı arazi yönetim kurumları tarafından kabul edilmediğinden ve rehberli bir gezi alanına adım atmaya başladığından, büyük bir dikkatle yapılmalıdır.

Sorunu önlemek için, ekipmanı üçüncü bir şahıstan kiralamak daha iyi olabilir - veya kiralamak seyahati daha pahalı hale getiriyorsa, grup kendi aralarında bağış toplamaya karar verebilir ve kişiye bir hediye veya hediye çeki verebilir. gezinin tamamlanması. Yine adalet ve hakkaniyet kiracısı devreye giriyor, ancak gezi üyeleri tarafından sağlanan bağışlar tamamen gönüllü olacak ve gezi masraflarının bir parçası olmayacak.


Bir kulüp üyelik ücreti talep edip yine de ortak bir gezi programı yürütebilir mi?

Evet. Kulüp aidatlarının belirli bir seyahatle hiçbir ilgisi olmadığı için, altta yatan değer sisteminin hiçbiri bunu dışlamaz. Üyelik ücreti, kulübün var olmasında faydalı bir amaca hizmet eder ve böylece üyelere ortak macera gezilerinin sunulabileceği bir platform sağlar. (Belirli bir anlamda, birçok kolej açık hava programının var olma şekli budur. Öğrencilerin akademik olmayan hizmetler - okul içi, eğlence, danışmanlık vb.) üyelik ücreti türü, açık hava programını sübvanse etmeye gider.)

Bununla birlikte, aidatlar bir seyahatin parçası olarak dahil edildiyse veya belirli bir seyahatten gelen para kulübün hazinesine gittiyse, o zaman maddi sınır aşılır ve seyahat artık sıradan bir macera değildir.


 Filtre Kavramı

Bazı açık hava eğitimcileri, yukarıda açıklanan ortak macera modelinin çeşitli uygulamalarına bakabilir ve bunun kendi kavram anlayışlarına uymadığını görebilir. Uyuşmazlığın iki nedeni vardır. Birincisi, hiç kimse modeli dikkatli bir şekilde tanımlamadı ve ikincisi, dış etkenler orijinal modelin algılarını değiştirdi. Son çeyrek yüzyılda, model anlayışımız büyük ölçüde dış etkiler tarafından şekillendirildi, bu etkiler diğer dış mekan programlama modellerini de şekillendiriyor ve değiştiriyor.

Yaygın macera literatürüne bakıldığında, en etkili tek faktörün yasal sorumluluk olduğu açıktır (Watters, 1999). Sorumluluk, özellikle kurumsal ortamlarda yaygın bir etkiye sahip olmuştur.

Bu yazının hatırına, modellerin dış etkenlerle değiştirildiği süreci tanımlayan "filtre" terimini tanıtıyorum. Filtre, bilgisayar veritabanı programlamasından ödünç alınan bir terimdir. Veritabanları, bir filtrenin etkisi altına alındığında, yalnızca belirli bilgilerin veya verilerin geçmesine izin verilecek şekilde değiştirilir.

Ortak maceraya tarihsel bir perspektiften bakıldığında, modeli birçok açık hava eğitimcisinin aşina olduğu daha kısıtlayıcı biçimine değiştiren sorumluluk filtresidir:


Ortak Macera Değer Sistemi—> Model —> Yasal Filtre —> Modelin Uygulanması

Genellikle ortak macera modeliyle ilişkilendirilen en kısıtlayıcı uygulamalardan bazıları, yasal filtre tarafından oluşturulmuştur. Kısıtlı uygulamalar şunlardır: (1) Seyahate çıkan hiç kimseye kurum veya kuruluş tarafından ücret ödenemez; (2) gezinin tüm üyeleri, yetenek seviyelerinde nispeten yakındı; (3) gönüllüler program tarafından eğitilemez, (4) grubun tüm üyeleri tamamen aynı ücreti ödemek zorunda kalır; (5) hiçbir yaş veya başka türde sınırlama uygulanamaz, (6) kurum veya kulüp tarafından dışarıdan rehberlik sağlanamaz; ve (7) hiç kimse liderlik rolü üstlenemez.

Tüm bu kısıtlayıcı yorumlar, modelin kendisinden değil, yasal filtreden geldi. Özellikle, doğrudan yasal filtreden gelen bir işletim prosedürü, açık hava programının bir personelinin seyahatte olması durumunda, grubun diğer üyelerine gönüllü olarak herhangi bir bilgi vermemesi gerektiği önerisiydi. Bu prosedür, bir açık hava programı (Soule) için hazırlanan bir sorumluluk belgesinde önerilen yasal bir savunma mekanizmasıydı. Bu, bir sal gezisine çıkan bir açık hava programı personelinin, diğer tekne üyelerinin kürek vuruşlarını geliştirmelerine veya akıntıları okumayı öğrenmelerine yardımcı olamayacağı anlamına geliyordu. Ve tekneleri nehirdeki en büyük sirkülasyon deliğine doğru gidiyorsa, personel diğerlerini tehlikeleri konusunda uyaramazdı.

Bu öneri elbette gülünçtü. Endişe ve empati ortak macera felsefesinin bir parçası olduğundan, sistemin üzerine inşa edildiği ilkelere aykırıydı. Bununla birlikte, sorumluluğun ne kadar etkili olduğunun dramatik bir örneğidir, o kadar ki bazı prosedürler sağduyunun ötesine geçmiştir.

Ortak macerayla bağlantılı pek çok dogma - ve pek çok şey vardı - yasal filtreden geliyordu. Adil paylaşım yerine giderlerin tam olarak eşit paylaşımını gerektiren yasal filtreydi. Bir kurumun ortak maceraları tazminat veya teşvik sağlayarak sübvanse edemeyeceğini söyleyen yasal filtreydi. Normal bir açık hava programı çalışanı seyahate çıkarsa, bunu kendi izin gününde yapmak zorundaydı. Yaygın macera gezisi savunucuları, bunları ve diğer prosedürleri vaaz ettiler ve programlar daha az kısıtlayıcı başka yöntemler kullanmaya çalışırsa, azarlandılar.

Jim Rennie, 1984 tarihli bir makalesinde, insanların yasal filtre tarafından yaratılan ortak macera dogmasını tatmin etmek için nasıl büyük çaba sarf ettiğini anlatıyor. Ortak macera gezilerine katılan bizler, modele ve yasal yorumların onu kurumsal bir ortamda neredeyse işe yaramaz hale getirdiğine dikkatli bir şekilde baksaydık, kendimizi birçok baş ağrısından kurtarabilirdik.

Filtrenin uygulanma biçiminde bir sorun olduğunun ilk göstergesi, Idaho Eyalet Üniversitesi Açık Hava Programını içeren ortak bir macera davasıydı. Programın yöneticisi, grubun bir üyesinin yaralandığı bir dağcılık gezisindeydi. Kişi, üniversiteye dava açtı (Walsh - Idaho Eyalet Üniversitesi). Üniversite avukatları, gezi sırasında müdüre maaş ödenmediğine dair kanıt sunduğunda, yargıç bunu görmezden geldi. Yönetmenin işi normal 8 ila 5 iş gününün ötesine geçti. Dava üniversite tarafından kazanıldı, ancak başka nedenlerle kazanıldı, ortak macera gezileri bilgisi ve aralarında gezinin gönüllü doğası yüksek.

Mahkeme davasının anlamı, en azından kurumsal bir ortamda, gezi başlatanların tazminatının sorumluluk açısından herhangi bir fark yaratmadığıydı. (Ancak, kulüple bağlantılı hiç kimsenin ödeme almadığı ve kulüp üyelerinin tümünün açık hava eğitimi alanıyla ilgisi olmayan işlere sahip olduğu bir kulüp durumunda fark yaratabilir.) Bir fark yaratmayacaksa, neden olsun ki? ? Yine de, kavramla ilişkilendirilen dogma nedeniyle, bugüne kadar varsayılan bir ortak macera gereksinimi olmaya devam ediyor.

Her programın, özellikle de bir kurumun parçası olanların yapması gereken, modelle başlamak, kurumun avukatıyla konuşmak ve modelin temel felsefesine sadık kalan ve yine de gereksinimlerini karşılayan ortak macera gezileri yürütmenin bir yolunu bulmaktır. üniversitenin sorumluluk ihtiyaçları. Başka bir deyişle, yasal filtreyi uygulayın, ancak rasyonel olarak uygulayın. Gönüllü ve katılımcı doğası nedeniyle, ortak macera, bir açık hava programına en düşük sorumluluk şeklini verir ve aynı zamanda katılımcılarına en yüksek içsel değeri sağlar. Katılım güvenliği nedeniyle, aynı zamanda en güvenliler arasında olduğunu da eklemeyi göze alabilirim. Ortak bir macera gezisi programı güvensiz ve tehlikeli bir girişim olsaydı, şimdi 30 yıl ve on binlerce katılımcıdan sonra bilirdik.

Eğitim Filtresi

Modelin nasıl uygulandığı üzerinde büyük etkisi olan diğer filtre eğitim filtresidir. Gönüllü eğitimi, bilgilendirici broşürler ve videolar sağlamak, açık hava programlarının başkalarına konsepti öğretme yollarından bazılarıdır. Ancak konsepti öğrenmenin en iyi yolu, insanların ortak macera gezilerine doğrudan katılmalarıdır. Ortak macera gezileri aracılığıyla katılımcılar işbirliği, ekip çalışması, katılımcı karar verme gibi günlük yaşamdaki tüm değerli becerileri öğrenirler.

Ortak macera konseptinin ilk destekçilerinden bazıları bir gezi tahtası asmayı savundu ve insanların çok az teşvikle geziler başlatmaya başlayacağını öne sürdü. Program, büyük ölçüde katılımcıların kendileri tarafından teşvik edilerek gelişecektir. Bu, zamanlarını ayırmaya istekli deneyimli veya yarı deneyimli insanlardan oluşan bir havuzun olduğu bazı yerlerde mümkün olabilirdi, ancak çoğu alanda mümkün değildi. Görünen o ki, programların potansiyel gezi başlatıcı havuzlarından yararlanabileceği alanlarda bile, konseptin gelişmek için beslenmeye, teşvik edilmeye ve desteğe ihtiyacı vardı.

Sonuç olarak, bazı açık hava programları gönüllü programları geliştirmiş ve gezi başlatıcıları için eğitim ve diğer teşvikler sağlamıştır. Diğerleri, eksiksiz bir faaliyet yelpazesinin sunulduğundan emin olmak için gezileri başlatmak için düzenli olarak maaş alan personel kullanır. Ortak macera modelinin bu uygulamalarının tümü bir tür filtrelemedir. Daha önce de belirtildiği gibi, açık hava programlarının eğitim filtresini makul bir şekilde uygulaması gerekir. Geziyi başlatanlar kendilerine teşvik veya tazminat borçlu olduklarına dair bir tutuma sahipse, o zaman ortak maceranın gönüllü ruhunun çoğu kaybolur. Bu, program koordinatörü açısından hassas bir dengeleme eylemidir: ortak bir macera programının bencillik ve cömertlik tonlarını korurken gelişebileceği bir sistem sağlamak.


Diğer Filtreler

Ortak macera modeli, diğer filtrelerden etkilenebilir. Normalde yasal filtre birincil filtredir ve çoğu kurumsal yönetici, sorumluluk endişelerinin ele alındığını hissettiklerinde mutlu olurlar. Ancak, bazı üniversitelerdeki idari işleyiş prosedürleri, yasal kaygılardan bağımsız olarak, bazı işlerin yapılmasını gerektirebilir ve idari bir filtre uygulanacaktır. Örneğin, bazı kolejler, ortak macera programı da dahil olmak üzere tüm öğrenci etkinlik programlarının yalnızca öğrenciler için olmasını şart koşabilir.

İdari ihtiyaçlara ek olarak, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'daki ortak macera programlarında en fazla etkiye sahip olan filtre, arazi yönetimi filtresidir. Arazi yönetimi ajansları, kar amacı gütmeyen grupları giderek daha fazla düzenlemektedir. Genellikle, yolculuk boyutu küçük olduğu ve kimse tazminat almadığı sürece, yaygın macera gezileri düzenlemeden kaçabilir. Ama her zaman değil. Doğru ya da yanlış, okul servis araçlarının kullanılması, grubun ortak bir macera olarak organize olmasına rağmen kurumdan çok fazla yardım aldığının ajansa sinyalini verebilir ve grubun özel izinler alması gerekebilir (Görüşme) Jim Rogers, 6 Ekim 1999). Kurallar acenteler tarafından daha iyi tanımlanana kadar veya mahkeme davaları kuralları açıklığa kavuşturana kadar kurumlar, belirli bölgelere seyahat ederken özel veya ticari olarak kiralanan araçlarla ulaşımı sınırlayan bir arazi yönetimi filtresi uygulamak zorunda kalabilir.

Arazi yönetim ajanslarının, gezilerin yapılma şeklini ve filtrenin ortak macera modeline uygulanma şeklini değiştirecek başka gereksinimleri olabilir. Ayrıca, farklı ajansların ticari olmayan grupları tanımlamada farklı yolları olduğundan, arazi yönetimi filtresi tutarlı bir şekilde uygulanamaz.

Son olarak, programın kendi uzun ömürlülüğünün ve mirasının filtreleme etkisi vardır. Her ne sebeple olursa olsun, herhangi bir genç açık hava programı kapatıldığında, bu bir kayıptır ve hissedilir. Ancak köklü bir programın kaybı daha da derinden hissediliyor. Bir program bir miras oluşturduğundan ve yıllar boyunca pek çok kişi bundan fayda sağladığından, programı riske atmaya maruz bırakmama sorumluluğu programın yöneticisindedir.

Bu özellikle kurumsal ortamlarda geçerlidir. Rehberli bir gezide bir kaza meydana gelirse, rehber kötü bir tanıtımla karşı karşıya kalır, ancak sorumluluk davasını karşılayacak sigortası vardır. Ve bir sorumluluk davası yüksek bir bedel çıkarsa da, şirketin sahibi olarak kalır ve şirket sahibi olarak faaliyetlerine devam edebilir. Ancak kurumsal bir ortamda bir kaza meydana gelirse, işler farklıdır. Rehberin aksine, bir Açıkhava program koordinatörü şirketin sahibi değildir ve programı, üzerinde çok az kontrole sahip olduğu yetkiler tarafından kapatılabilir. Bu nedenle, genellikle eski kurumsal programlar, yolculuklara daha muhafazakar bir yaklaşımla sonuçlanan eski bir filtre uygulama eğilimindedir.

Ortak Macerayı Neden Önemsiyoruz?

Ortak maceraya veya buna benzer bir şeye bakma ihtiyacı duymamızın nedeni, Açıkhava alanda artan ticarileşmedir. Dış mekan ekipmanı ve giyim endüstrisinde ticarileşme görmeyi bekliyoruz. Rehberlik sektöründe görmeyi bekliyoruz. Ticarileştirme, elbette, iş çekme ve geçimlerini sağlama yoludur, ancak kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve kulüpler de aynı yolu izlemeli mi?

Elbette, kurumsal programlarda yer alan bizler hayatta kalabilmek için gelir elde etmeliyiz. Gelir elde etmeseydim, 29 yıl boyunca Idaho Eyalet Üniversitesi'ndeki işimde hayatta kalamazdım. Varlığımızı güvence altına almaya yardımcı olan dolar getirmemizdi.

Ancak hayatta kalma çabalarımızda, bazen dış mekan deneyiminin gerçek doğasını gözden kaçırdığımızı düşünüyorum. Doğa gezilerine çıkmak, sadece dış mekanın tatmini ve keyfi için yapılmalıdır. Açık havayı da bir kâr etme makinesine dönüştürmemiz gerekiyor mu? Büyük bütçelerle devasa programlar oluşturmak gerekli midir? Madison Avenue reklam kampanyalarını kullanarak katılımcıları çekmeli miyiz? Açık hava deneyimini Disneyland deneyimine benzer bir şeye dönüştürmek gerekli mi? Kâr amacı gütmeyen açık hava eğitim alanına giderek daha fazla açık hava eğitimcilerinin değil, sarrafların hakim olduğuna dair daha fazla kanıt görüyorum. Ne yaptığımızı ve nasıl yaptığımızı incelemek için geç kalmış sayılmazsınız. Yaygın macera fikirlerine veya benzer şeylere biraz dikkat etmezsek, o zaman yolun aşağısında geriye bakar ve açık hava deneyiminin gerçek özünü kaybettiğimizi fark ederiz.


EK


 


Ortak Maceranın Felsefi Temelinin Geliştirilmesinin Arkasındaki Kaynaklar ve Akıl Yürütme:

Bağımsızlık ve Kişisel Sorumluluk. Bağımsızlık ve kendini özgürce ifade etme yeteneği, Grimm (1970, 1973) ve Hilbert'in (1973) ilk makalelerindeki temel kavramlardır. Kişisel sorumluluk fikri erken kabul edildi, ancak 1980'lerin ortalarında, yaygın macera kayıt sayfalarında bulunan açıklamalarda ortaya çıktı (Watters, 1986).

Basitlik. Grimm ve Hilbert (1973), dış mekana basit bir yaklaşıma büyük inananlardı ve aşırı kuralların ve bürokrasinin katılımı engelleyen engeller oluşturduğu konusunda uyarıda bulundular.

Yaratıcılık. Geçmiş literatürde üzerinde durulmamış olsa da yaratıcılık, bir gezi sırasında grubun tüm üyelerinin yetenek ve kaynaklarından yararlanıldığında ortaya çıkar. 1998 gibi geç bir tarihte bile, yalnızca şu ima ediliyordu: "Grup, herkesi dahil ederek tüm kaynaklarından yararlanabiliyor ve bu da onu, tüm kararları tek bir kişinin almaya çalışmasından çok daha güçlü kılıyor." (Sular, 1998)

Mülkiyet. Sahiplik, erken literatürde kullanılan bir terim değildir, ancak başından beri savunulan ortak macera gezilerinin katılımcı doğası, grup üyeleri arasında yüksek düzeyde bir sahiplik yaratır.

İlgi, Adalet, Empati ve Açıklık. Bu dört temel nitelik, ortak macera edebiyatında varsayılır, ancak bunların felsefi temeline özel olarak dahil edilmesinin zamanı gelmiştir. Ortak macera gruplarında devam eden sürecin temelini oluştururlar. Gruptaki bireyler ilgi, adalet ve açıklık için çaba göstermezlerse ve birbirlerine empati duymazlarsa, genellikle ortak maceranın değerleri olarak belirtilen işbirliği ve takım çalışması gerçekleşmeyecektir.

Öz-yönelimli öğrenme. Grimm ve Hilbert (1973), açık hava gezilerinde öğrenen kontrollü öğretimin büyük savunucularıydı ve bunu tanımlamak için "ortak macera öğrenimi" terimini icat ettiler.

İşbirliği ve Takım Çalışması. Benzer ilgi alanlarına sahip bireylerin işbirliği içinde bir ekip olarak çalışabilmeleri - ancak bireysel farklılıklara izin vermeleri - fikri, ortak macera sisteminin merkezinde yer alır. "İşbirlikçi maceralar" terimi, Grimm ve Hilbert tarafından programlarının sunduğu aktivite türlerini tanımlamak için "ortak maceralar" ile birbirinin yerine kullanıldı.

Etkileşimli olarak. Grimm veya Hilbert (1973) interaktif kelimesini kullanmamış, ancak tüm bireylerin sorumlulukları paylaştığı ve geziye katkıda bulunduğu interaktif bir süreci tanımlamışlardır.

Fiziksel aktivite. Grimm ve Hilbert (1973), ortak macera aktivitelerinin fiziksel olması ve mekanize edilmemiş olması gerektiğini vurgulamaktadır.

Düşük maliyetli. Düşük maliyetli açık hava etkinliği, her zaman ortak macera programlarının önceliği olmuştur ve ilk makalelerde Grimm ve Hilbert (1973) ve Mason (1975) tarafından savunulmuştur.

Ticari olmama. Terminoloji kullanılmasa da, ortak macera gezilerinde vurgu her zaman maliyetleri düşük tutmaktı. Bu, gelir düzeyi ne olursa olsun birçok insanın açık hava etkinliklerine katılmasını mümkün kıldı. Ortak macera programlarında, sponsor kurum herhangi bir parasal fayda sağlamadı ve bu da, diğer tür gezilerle bir dereceye kadar ilişkilendirilen ticaricilikten (tanıtım, reklam ve yutturmaca) olabildiğince uzak gezilerle sonuçlandı. Açık alan daha ticari hale geldikçe, ortak maceranın altında yatan değer sisteminin bir parçası olarak ticari olmamayı dahil etmek her zamankinden daha önemli hale geldi.

Yatay Yapı. Bu terimi kullanmasalar da, Grimm ve Hilbert (1973) temelde, otoriter, yukarıdan aşağıya bir işletim yaklaşımına karşı ortak macera gezilerinin işlediği yatay bir çerçeveyi tanımladılar.

Demokratik İdeallere Vurgu. Karar vermede grup katılımı ve demokratik ilkeler, ilk ortak macera makaleleri Grimm ve Hilbert (1973) ve Mason'da (1975) açıkça görülmektedir.

Pozitif takviye. Grimm (1970), eğitimde olumlu pekiştirmeyi destekleyen eğitim teorisyeni B.F. Skinner'ın fikirlerinden yararlandı.

Katılımcı Güvenlik. Katılımcı güvenlik terimi Grimm ve Hilbert tarafından kullanılmadı, ancak ortak macera sisteminin diğer değerlerinin doğal bir sonucudur. Gezinin tüm yönlerine katılmaya önem verildiğinde, bireyler yüksek düzeyde sahipliğe sahip olduğunda ve bireyler birbirleri için empati kurduğunda, katılımcı güvenlik ortaya çıkar.


Doğal Çevrenin Bakımı. Doğal çevrenin bakımı, ortak macera sisteminin ilk savunucuları tarafından savunulan tarihi ve temel bir kavramdır (Grimm, 1970).


Yazarın Notları

Yazar, Oregon Üniversitesi'nden Dan Geiger'e, California-San Francisco Üniversitesi'nden Steve Leonoudakis'e ve Illinois Eyalet Üniversitesi'nden Jim Rogers'a ortak macera konseptiyle bilgi, algı ve deneyimlerini paylaşma nezaketinde bulundukları için teşekkür eder. programlama.

1 Gezi ve etkinlik tekliflerinde ortak macera konseptlerini kullanan diğer bazı kulüp örnekleri arasında Dallas Down River Club, Elbow Valley Cycle Club (Calgary) ve Idaho Alpine Club bulunmaktadır.



Referanslar

  • Belknap, L., Walbridge, C., Thornton, M. & Browers, R. (1998). Amerikan Whitewater Güvenlik Kodu. Margaretville, NY: Amerikan Whitewater.
  • Mason, B. V. (1975) Kolej açık hava programları: Geleneksel açık hava rekreasyonuna bir alternatif. Eugene: Oregon Üniversitesi Açık Hava Programı.
  • Büyük Kanyon Ulusal Parkı (nd.) [Colorado Nehri gezileri için ticari olmayan kriterler].
  • Grimm, G.0. (1970). Birlik dışa dönük: Bir eğitim deneyi. Eugene: Oregon Üniversitesi.
  • Grimm G. O., Hilbert H. H. (1973) Kolej açık hava programlarının operasyonel bir tanımı ve açıklaması. Pocatello: Idaho Eyalet Üniversitesi Açık Hava Programı.
  • Guthrie, SP (1997). Açık hava program modelleri: İşbirlikçi macera ve macera eğitimi modellerinin sürekliliğe yerleştirilmesi. Yayınlanmamış el yazması. Birlik Koleji, Maine.
  • Rennie. J. (1985) Alışılmadık bir macera. Miles, J. C., Watters'ta. R., Açık hava rekreasyonu üzerine 1984 konferansının tutanakları: Açık hava rekreasyon alanında bir dönüm noktası konferansı (s. 81-85). Pocatello: Idaho Eyalet Üniversitesi Yayınları.
  • Soule, M. (1981). Haksız fiil sorumluluğu ve Oregon Üniversitesi açık hava programı. Eugene: Oregon Üniversitesi Açık Hava Programı.
  • Walsh - Idaho Eyalet Üniversitesi, ASISU Açık Hava Programı. Özet karar için önergeyi destekleyen muhtıra (1983).
  • Watters, R. (1985). Amerika Birleşik Devletleri'nde açık hava ve vahşi doğa rekreasyon programlamasının tarihsel perspektifleri. Miles, J. C., Watters'ta. R., Açık hava rekreasyonu üzerine 1984 konferansının tutanakları: Açık hava rekreasyon alanında bir dönüm noktası konferansı (s. 103-114). Pocatello, Idaho: Idaho Eyalet Üniversitesi Yayınları.
  • Watters, R. (1986) Dış Mekan Programlama El Kitabı. (s. 63). Pocatello: Idaho Eyalet Üniversitesi Yayınları.
  • Watters, R. (1998) Ortak Macera. [Idaho Eyalet Üniversitesi Açık Hava Programı personeli ve katılımcıları için hazırlanmış bilgi sayfası.
  • Watters, R. (1999). Ortak macera kavramını yeniden gözden geçirmek: Literatürün, yanlış anlamaların ve çağdaş bakış açılarının açıklamalı bir incelemesi. Yayınlanmamış el yazması. Idaho Eyalet Üniversitesi, Pocatello.
  • Watters, R. (1999, 6 Ekim). [Illinois Eyalet Üniversitesi Açık Hava Programı Direktörü Jim Rogers ile yayınlanmamış röportaj].
  • Watters, R. (1999, 7 Ekim). [California Üniversitesi-San Francisco'da Outdoors Unlimited Direktörü Steve Leonoudakis ile yayınlanmamış röportaj].
  • Watters, R. (1999, 20 Ekim). [Oregon Üniversitesi Açık Hava Programı Koordinatörü Dan Geiger ile yayınlanmamış röportaj].

[SON]